5. Temsili Yapılar: Arka Planın Paradigmatik Modelleri
5.1 Tiyatro Modeli
Tiyatro, arka plan ontolojisinin temsili düzlemde en berrak biçimde görülebileceği paradigmatik modeldir. Çünkü tiyatroda görünür kesit ile görünmez kesit ayrımı yalnızca kavramsal değil, mekânsal ve işlevsel olarak da kuruludur. Sahne, fenomenal olarak görünen sonuç yüzeyidir; kulis ise eş-zamanlı olarak işleyen fakat görünmez kalan düzenek katmanıdır. Bu iki alan zamansal olarak ardışık değil, eş-zamanlıdır: sahnede görünen her jest, her söz, her olay, kuliste aynı anda işleyen görünmez düzeneklerin sonucudur. Bu nedenle tiyatro, nedenselliğin lineer üretim modeliyle değil, arka plan ontolojisinin eş-zamanlı kesit modeliyle çalışır.
Sahne, görünür kesitin paradigmatik mekânıdır. Seyirciye verilen, algıya açık olan ve sonuç statüsü kazanan her şey sahnede belirir. Karakterler, eylemler, çatışmalar ve dramatik akış sahne üzerinde gerçekleşir. Bu nedenle sahne, fenomenal gerçeklik yüzeyinin temsilidir: sonuç burada doğrudan verilidir. Seyirci, yalnızca sahnede görüneni algılar; dolayısıyla sahne, görünür kesitin epistemik alanıdır. Görünür kesit olarak sahne, sonuç bütünlüğünün algıya açık yüzünü temsil eder.
Kulis ise görünmez kesitin paradigmatik alanıdır. Sahnedeki her eylem, kuliste eş-zamanlı işleyen görünmez düzenekler tarafından mümkün kılınır: dekor değişimleri, kostüm düzenlemeleri, ışık ayarları, sahne arası koordinasyonlar, oyuncuların rol hazırlığı. Bu süreçlerin hiçbiri seyirciye verilmez; fakat sahnede görünen her şey bu görünmez süreçlere bağlıdır. Kulis böylece arka planın ontolojik statüsünü temsil eder: doğrudan algılanmayan fakat görünür kesitle eş-zamanlı işleyen düzenek.
Bu modelde nedensellik, kulisin sahneyi üretmesi şeklinde lineer bir süreç değildir. Çünkü kulis sahneden önce değildir; kulis sahneyle aynı anda vardır. Sahnedeki her an, kuliste eş-zamanlı işleyen düzeneklerin görünür kesitidir. Dolayısıyla tiyatroda neden-sonuç ilişkisi ardışık üretim değil, eş-zamanlı kesit ayrımıdır. Sahne = görünür kesit; kulis = görünmez kesit; ikisi tekil dramatik bütünün iki yüzüdür. Bu yapı, arka plan ontolojisinin nedensellik anlayışını somutlaştırır.
Seyirci perspektifi, epistemik asimetriyi kurar. Seyirci yalnızca sahneyi görür; kulis onun için erişilemezdir. Bu nedenle seyirci açısından sahne sonuç, kulis neden olarak kavranır. Oysa ontolojik düzeyde kulis sahneden önce değil, sahneyle eş-zamanlıdır. Bu fark, epistemik perspektifin ontolojik yapıyı lineer nedensellik gibi yorumlamasına yol açar. Böylece tiyatro modeli, nedenselliğin aslında arka plan ontolojisinden türeyen bir görünürlük yorumu olduğunu gösterir.
Tiyatroda dramatik ikna edicilik, kulisin görünmez kalmasına bağlıdır. Eğer kulis sahneyle birlikte görünür olsaydı, dramatik gerçeklik çökerdi. Seyirci, eylemleri rol olarak değil teknik düzenek olarak algılardı. Bu durum, görünmez kesitin görünürleşmesinin nedensellik etkisini ortadan kaldırdığını gösterir. Arka planın gizli kalması, sahnenin neden-sonuç düzeni gibi algılanmasının koşuludur. Böylece tiyatro, görünmezliğin nedensellik üretimindeki rolünü temsil eder.
Rol ve oyuncu ayrımı da aynı yapıyı taşır. Sahnedeki karakter, görünür kesittir; oyuncunun kişiliği, hazırlığı ve zihinsel durumu görünmez kesittir. Seyirci karakteri görür; oyuncuyu görmez. Bu nedenle karakterin eylemleri dramatik gerçeklik olarak algılanır. Oyuncunun görünmez kalması, karakterin ontolojik statü kazanmasını sağlar. Bu durum, arka plan ontolojisinin performatif düzeydeki işleyişini gösterir: görünmez kesit geri çekildikçe görünür kesit gerçeklik statüsü kazanır.
Tiyatro modeli, arka planın yalnızca teknik altyapı değil, ontolojik düzenek olduğunu açığa çıkarır. Kulis yalnızca sahneyi hazırlayan bir üretim alanı değildir; sahneyle eş-zamanlı işleyen görünmez kesittir. Sahne ve kulis birlikte tekil dramatik bütünlüğü oluşturur. Bu nedenle tiyatro, arka plan ontolojisinin en açık temsili olarak görünür–görünmez kesit ayrımını somutlaştırır.
Bu model aynı zamanda nedenselliğin görünmezlikten türediğini gösterir. Seyirci sahneyi görür, kulisi görmez; bu nedenle sahne sonuç, kulis neden olarak yorumlanır. Ontolojik eş-zamanlılık epistemik ardışıklık gibi algılanır. Böylece tiyatro, nedenselliğin arka planın görünmez kesitine atfedilen statü olduğunu temsil eder.
Sonuç olarak tiyatro modeli, arka plan ontolojisinin temsili paradigmasıdır: sahne = görünür kesit, kulis = görünmez kesit, dramatik bütün = tekil sonuç. Nedensellik burada üretim ilişkisi değil, görünmez kesitin görünür kesit içindeki eş-zamanlılığıdır. Tiyatro, arka planın nedensellik kurucu işlevini fenomenal düzlemde en açık biçimde görünür kılan yapıdır.
5.2 Performans Ontolojisi
Performans ontolojisi, arka planın görünür–görünmez kesit ayrımının öznel varlık düzeyinde nasıl kurulduğunu açığa çıkarır. Burada görünür kesit, sahnelenen rol ya da performatif kimliktir; görünmez kesit ise bu performansı mümkün kılan fakat fenomenal olarak geri çekilmiş öznel altyapıdır: oyuncunun kişiliği, niyeti, deneyimi, bedensel hazırlığı, zihinsel koordinasyonu. Bu iki kesit zamansal olarak ardışık değildir; performansın gerçekleştiği her an, öznel altyapı aynı anda etkin durumdadır. Dolayısıyla performans, lineer bir üretim zinciri değil, eş-zamanlı iki katmanlı bir varoluş yapısıdır.
Rol, performansın fenomenal yüzüdür. Seyirciye verilen, algıya açık olan ve ontolojik statü kazanan kesit budur. Karakterin duyguları, eylemleri, sözleri ve dramatik akışı görünür kesit olarak belirir. Bu nedenle performatif düzlemde sonuç statüsü rolün kendisidir. Seyirci karakteri gerçekmiş gibi deneyimler; çünkü performansın görünür kesiti algısal gerçeklik yüzeyi olarak işlev görür. Bu yüzey, tekil performatif bütünün fenomenal yarısıdır.
Oyuncunun kişiliği ise performansın görünmez kesitidir. Karakteri mümkün kılan tüm öznel süreçler — eğitim, teknik beceri, beden kontrolü, zihinsel odak, duygusal hafıza — rolün gerçekleştiği anda eş-zamanlı olarak etkindir; fakat fenomenal sahneden geri çekilmiştir. Seyirci bu kesite erişmez; yalnızca rolü görür. Bu nedenle oyuncunun kişiliği performansın nedeni gibi yorumlanır. Oysa ontolojik düzeyde kişilik rolü üretmez; rol ve kişilik performans anında tekil bütünün iki kesiti olarak birlikte vardır.
Bu yapı, performatif gerçekliğin ontolojik statüsünü belirler. Bir performansın ikna edici olması, görünmez kesitin geri çekilme derecesine bağlıdır. Oyuncunun kişiliği sahneye sızdığında performatif bütünlük kırılır; seyirci karakter yerine oyuncuyu görmeye başlar. Bu durumda rol, ontolojik statüsünü kaybeder. Dolayısıyla performansın gerçeklik etkisi, görünmez kesitin görünmez kalmasına bağlıdır. Arka plan ontolojisinin temel ilkesi burada öznel düzlemde doğrulanır: görünmez kesit geri çekildikçe görünür kesit gerçeklik statüsü kazanır.
Performans ontolojisi, özne kavramının kendisini de iki kesitli yapı olarak yeniden kurar. Öznel varlık, tekil ve homojen değildir; performatif düzlemde her özne görünür rol ve görünmez altyapı olarak eş-zamanlı iki yüz taşır. Günlük hayatta sosyal kimlikler de aynı yapıdadır: konuşan kişi görünür kesit, konuşmayı mümkün kılan bilişsel–duygusal süreçler görünmez kesittir. Bu nedenle özne, lineer bir içten dışa üretim değil, eş-zamanlı görünürlük düzeni olarak kavranmalıdır.
Bu model nedenselliğin öznel düzlemde nasıl üretildiğini de açıklar. Seyirci rolü görür, oyuncunun içsel süreçlerini görmez; bu nedenle rolün nedeni oyuncu olarak yorumlanır. Ancak bu yorum epistemik bir projeksiyondur. Ontolojik olarak oyuncu ve rol performans anında ayrışmaz; ikisi tekil performatif olayın iki kesitidir. Böylece performans ontolojisi, nedenin görünmez kesite atfedilen statü olduğunu öznel düzeyde doğrular.
Performatif ontoloji aynı zamanda kimlik kavramını arka plan ontolojisiyle uyumlu biçimde dönüştürür. Kimlik, öznenin içsel özünden dışa taşan bir neden değildir; görünür performans ile görünmez öznel süreçlerin eş-zamanlı bütünlüğüdür. Bu nedenle kimlik, üretim ilişkisi değil, kesit ilişkisi olarak anlaşılmalıdır. Öznenin “gerçek benliği” arka plan kesiti; sosyal rolü ise görünür kesittir. Bu ikisi ardışık değil, eş-zamanlıdır.
Bu eş-zamanlılık, performansın ontolojik bütünlüğünü oluşturur. Rol yalnızca görünür kesit olarak vardır; fakat bu kesit, görünmez öznel altyapıyla birlikte tekil performatif sonuçtur. Dolayısıyla performans ontolojisi, arka plan modelinin özne düzlemindeki karşılığıdır: görünür rol = sonuç, görünmez kişilik = neden statüsü kazanan kesit.
Performatif yapıda nedensellik, öznenin rolü üretmesi değildir; rolün görünür, öznel altyapının görünmez olmasıdır. Böylece öznel neden–sonuç ilişkisi, eş-zamanlı kesit ayrımı olarak ortaya çıkar. Performans ontolojisi, nedenselliğin öznel düzlemde de görünmezlik üzerinden kurulduğunu gösterir.
Sonuç olarak performans ontolojisi, arka planın özne düzeyindeki paradigmasıdır. Rol ve kişilik eş-zamanlı iki kesittir; görünür kesit ontolojik statüyü, görünmez kesit nedensellik statüsünü kazanır. Performatif gerçeklik, görünmez kesitin geri çekilmesiyle kurulur. Böylece özne, arka plan ontolojisinin içsel taşıyıcısı hâline gelir: her performans, görünür ve görünmez kesitlerin eş-zamanlı bütünlüğü olarak var olur.
5.3 Kültürel ve Teknik Analojiler
Arka plan ontolojisinin görünür–görünmez kesit ayrımı, yalnızca öznel performans düzleminde değil, kültürel ve teknik üretim sistemlerinin tamamında yinelenen yapısal bir model olarak ortaya çıkar. Bu modelde her üretim süreci, algıya sunulan fenomenal çıktı ile bu çıktıyı mümkün kılan fakat fenomenal olarak geri çekilmiş eş-zamanlı altyapı katmanından oluşur. Ontolojik bütünlük bu iki kesitin eş-zamanlılığında kurulur; fakat epistemik deneyim yalnızca görünür kesite yöneldiği için görünmez kesit nedensellik statüsü kazanır. Böylece kültürel ve teknik sistemler, arka plan ontolojisinin kurumsallaşmış biçimleri olarak okunabilir.
Sinemada kurgu bu yapının paradigmatik örneğini sunar. İzleyici ekranda kesintisiz bir olay akışı görür; bu akış görünür kesittir. Oysa bu akışı mümkün kılan montaj işlemleri, çekim sıralamaları, zaman atlamaları, sahne birleşimleri, teknik düzenlemeler eş-zamanlı fakat görünmez kesittir. Kurgu işlemi film akarken de ontolojik olarak etkindir; çünkü izlenen sahne, kurgunun belirlediği zamansal ve anlamsal yapı içinde vardır. Ancak kurgu görünmezdir; izleyici yalnızca olayları görür. Bu nedenle dramatik akışın nedeni kurgu olarak yorumlanır. Ontolojik olarak ise kurgu ve sahne ayrık evreler değildir; film deneyimi tekil sonuç bütünüdür ve kurgu bu bütünün görünmez kesitidir.
Müzikte armonik altyapı da aynı ontolojik yapıyı tekrarlar. Dinleyici melodiyi algılar; melodi görünür kesittir. Fakat melodiyi mümkün kılan tonal merkez, akor dizilimi, armonik gerilim çözülme ilişkileri eş-zamanlı fakat görünmez kesittir. Armoni müzik akarken sürekli etkindir; fakat doğrudan algıya konu olmaz. Bu nedenle melodi duygusal ve estetik etkiyi üreten yüzey olarak deneyimlenirken, armoni bu etkinin nedeni olarak düşünülür. Ontolojik düzeyde ise melodi ve armoni tekil müzikal sonucun iki kesitidir; biri fenomenal, diğeri geri çekilmiş.
Dijital sistemlerde arka plan süreçleri bu ayrımın teknik düzlemdeki en açık biçimidir. Kullanıcı ekran üzerinde uygulama çıktısını görür; arayüz ve çıktı görünür kesittir. Oysa bu çıktıyı mümkün kılan işlemci faaliyetleri, bellek yönetimi, veri akışı, algoritmik işlemler eş-zamanlı fakat görünmez kesittir. Program çalışırken bu süreçler sürekli etkindir; fakat kullanıcı deneyimi yalnızca çıktı yüzeyine yönelir. Bu nedenle sistemin işleyişinin nedeni arka plan işlemleri olarak düşünülür. Ontolojik olarak ise çıktı ve işlem süreci tekil dijital olayın iki kesitidir.
Kurumsal yapılarda operasyonel altyapı da aynı modelde işler. Toplumsal düzeyde görünen hizmet, karar, üretim ya da çıktı fenomenal yüzdür. Bu yüzün eş-zamanlı fakat görünmez kesiti ise organizasyonel süreçler, koordinasyon ağları, lojistik düzenek, idari yapı ve teknik altyapıdır. Toplum görünen çıktıyı deneyimler; altyapı doğrudan görünmez. Bu nedenle kurumsal işleyişin nedeni altyapı olarak düşünülür. Ontolojik açıdan ise hizmet ve altyapı tekil kurumsal sonucun iki kesitidir.
Bu analojiler, arka plan ontolojisinin disiplinlerarası geçerliliğini gösterir. Kültürel üretimde, teknik sistemde, estetik yapıtta ve kurumsal organizasyonda ortak olan şey, tekil bir oluşun eş-zamanlı iki kesitli yapısıdır. Görünür kesit fenomenal deneyim yüzeyini oluşturur; görünmez kesit ise bu yüzeyin ontolojik koşulu olarak geri çekilmiş biçimde bulunur. Bu geri çekilmişlik, görünmez kesite nedensellik statüsü kazandırır.
Bu modelde nedensellik, altyapının çıktıyı üretmesi değildir; altyapının görünmez olmasıdır. Görünmez kesit ontolojik olarak aynı anda vardır; fakat fenomenal olarak askıya alındığı için neden statüsü kazanır. Böylece kültürel ve teknik sistemlerde nedensellik, eş-zamanlı kesit ayrımı üzerinden kurulur.
Bu yapı aynı zamanda temsil ve gerçeklik ilişkisinin de ontolojik zeminini oluşturur. Temsil edilen yüzey görünür kesittir; temsilin koşulu olan altyapı görünmez kesittir. Temsilin ikna edici olması, altyapının görünmez kalmasına bağlıdır. Sinemada kurgu görünürleştiğinde film yapaylaşır; müzikte armoni çözülürse melodi dağılır; dijital sistemde arka plan hatası görünürleşirse çıktı çöker; kurumda altyapı aksadığında hizmet gerçeklik statüsünü kaybeder. Bu nedenle görünmez kesitin geri çekilmişliği, görünür kesitin ontolojik tutarlılığının koşuludur.
Kültürel ve teknik analojiler, arka plan ontolojisinin evrensel işleyiş ilkesini ortaya koyar: her üretim, tekil sonucun görünür ve görünmez kesitlerinin eş-zamanlı bütünlüğüdür. Görünmez kesit geri çekildikçe görünür kesit sonuç statüsü kazanır; görünmez kesit ise neden olarak yorumlanır. Böylece nedensellik, disiplinlerarası olarak görünmezlik üzerinden kurulur.
Sonuç olarak kültürel ve teknik yapılar, arka plan ontolojisinin paradigmatik modelleridir. Sinema, müzik, dijital sistemler ve kurumsal organizasyonlar aynı ontolojik ilkede birleşir: tekil sonuç bütününün eş-zamanlı iki kesiti. Görünür kesit fenomenal deneyim yüzeyi, görünmez kesit nedensellik statüsü kazanan altyapıdır. Böylece arka plan ontolojisi, kültürel ve teknik üretimin evrensel yapısal ilkesi olarak belirir.
5.4 Temsil ve Nedensellik
Temsil yapıları içinde nedenselliğin kurulumu, görünür çıktı ile onu mümkün kılan fakat geri çekilmiş olan eş-zamanlı katman arasındaki ayrım üzerinden gerçekleşir. Temsil edilen fenomenal yüzey, algıya sunulan sonuç statüsünü kazanırken, temsilin koşulu olan fakat fenomenal olarak askıya alınmış katman nedensellik statüsü kazanır. Bu nedenle temsil ontolojisi içinde neden ile sonuç, zamansal olarak ayrılmış üretim evreleri değil, tekil temsil bütününün eş-zamanlı iki kesitidir. Temsil edilen yüzey sonuç olarak deneyimlenir; temsilin koşulu olan altyapı ise neden olarak yorumlanır.
Bu ayrımın ontolojik temeli, temsilin kendi kendine görünemezliğinde yatar. Temsilin işleyebilmesi için, temsil eden mekanizma geri çekilmiş olmak zorundadır. Eğer temsilin koşulu fenomenal alana dahil olursa, temsil yüzeyi çözülür; çünkü görünür olan yalnızca temsil edilen değil, temsilin kendisi olur. Bu durumda fenomenal yüzey sonuç statüsünü kaybeder; temsil yapısı kendi üretim koşullarını ifşa ettiği için nedensellik ayrımı ortadan kalkar. Dolayısıyla temsilin ontolojik stabilitesi, koşulun görünmezliği ile sağlanır.
Bu görünmezlik, yalnızca algısal bir eksiklik değil, yapısal bir zorunluluktur. Temsil edilen yüzey ile temsil koşulu eş-zamanlıdır; biri diğerinden önce değildir. Ancak temsil koşulu fenomenal alandan geri çekildiğinde, temsil edilen yüzey bağımsız bir sonuç gibi görünür. Bu görünüm, nedensellik statüsünün doğuşudur. Böylece nedensellik, temsil edilenin temsil koşulundan zamansal olarak üretilmesi değil; temsil koşulunun fenomenal görünmezliği üzerinden temsil edilenin sonuç statüsü kazanmasıdır.
Temsil ontolojisinde bu yapı her düzeyde yinelenir. Dilsel temsil, sözcük yüzeyinin anlamı taşıması ile işler; fakat anlamı mümkün kılan semantik ağ görünmezdir. Görünen sözcük sonuç, görünmeyen anlam ağı neden olarak yorumlanır. Görsel temsilde görüntü yüzeyi algılanır; fakat perspektif, ışık düzeni, optik yapı görünmezdir. Görüntü sonuç, optik düzenek neden statüsü kazanır. Toplumsal temsilde rol görünürdür; fakat normatif kodlar görünmezdir. Rol sonuç, norm sistemi neden olarak düşünülür. Bu örneklerin tümünde nedensellik, temsil koşulunun görünmezliğinden türetilir.
Temsil ve nedensellik arasındaki bu ilişki, gerçeklik algısının da ontolojik temelini oluşturur. Gerçek olarak deneyimlenen şey, temsil edilen yüzeydir; çünkü fenomenal olarak sunulan odur. Temsil koşulu geri çekildiği için gerçekliğin nedeni olarak düşünülür. Böylece gerçeklik, görünür kesit; nedensellik ise görünmez kesit statüsü kazanır. Bu yapı, gerçekliğin kendisinin de temsil ontolojisi içinde kurulmuş olduğunu gösterir: gerçeklik, temsil koşulunun görünmezliği sayesinde sonuç gibi deneyimlenen yüzeydir.
Bu nedenle nedensellik, temsil yapılarının içkin bir işlevidir. Temsil edilen ile temsil koşulu ontolojik olarak eş-zamanlıdır; fakat fenomenal olarak ayrıştığında nedensellik doğar. Bu ayrışma, zamansal değil, görünürlük statüsü ayrımıdır. Nedensellik, temsilin eş-zamanlı iki kesitinin görünürlük farkı üzerinden kurulmasıdır.
Temsil koşulunun görünürleşmesi durumunda nedensellik çöküşe uğrar. Sinemada kurgu ifşa edildiğinde dramatik nedensellik çözülür; müzikte armonik altyapı koparsa melodi anlamını yitirir; dilde semantik ağ dağılırsa sözcükler anlamsızlaşır; toplumsal temsilde normlar çökerse roller işlevsizleşir. Bu durum, nedenselliğin üretim ilişkisi değil, görünmezlik ilişkisi olduğunu gösterir. Nedensellik, koşulun geri çekilmişliğine bağlıdır.
Temsil ontolojisinde bu geri çekilmişlik, gerçeklik duygusunun da kaynağıdır. Görünür yüzey, koşuldan bağımsızmış gibi deneyimlendiği için gerçek statüsü kazanır. Bu gerçeklik, nedenselliğin fenomenal karşılığıdır. Nedensellik, görünmez koşulun gerçek yüzeyi mümkün kıldığı inancı olarak kurulur. Böylece temsil, gerçeklik ve nedensellik aynı ontolojik yapının üç farklı görünümüdür: görünür kesit, görünmez kesit ve aralarındaki statü ayrımı.
Bu çerçevede temsil, nedenselliğin kurucu zemini olarak belirir. Nedensellik, temsil edilenin temsil koşulundan üretilmesi değil; temsil koşulunun görünmezliği sayesinde temsil edilenin sonuç statüsü kazanmasıdır. Böylece temsil ontolojisi, nedenselliğin eş-zamanlı görünürlük ayrımı olarak anlaşılmasını mümkün kılar.
Temsil yapılarının tümünde ortak olan şey, tekil oluşun iki kesitli yapısıdır: fenomenal yüzey ve geri çekilmiş koşul. Bu iki kesit ontolojik olarak ayrılmaz; fakat fenomenal olarak ayrıştırıldığında nedensellik statüsü doğar. Temsil edilen sonuç, temsil koşulu neden olarak yorumlanır. Bu nedenle nedensellik, temsil ontolojisinin görünmezlik mekanizmasıdır.
Bu yapı, arka plan ontolojisinin temsildeki en saf formudur. Arka plan, temsil koşulunun geri çekilmiş kesiti olarak belirir; ön plan ise temsil edilen yüzeydir. Nedensellik, bu ayrımın statüsel sonucudur. Böylece temsil, arka plan ontolojisinin doğrudan deneyimlenebilir biçimi hâline gelir: görünür yüzey sonuç, görünmez koşul neden statüsü kazanır.
Temsil ve nedensellik arasındaki bu ilişki, arka plan ontolojisinin yalnızca metafizik değil, fenomenal ve kültürel düzlemde de geçerli olduğunu gösterir. Nedensellik, varoluşun zamansal üretim ilişkisi değil; görünürlük düzeni içinde kurulan statü ayrımıdır. Temsil, bu düzenin en açık tezahürüdür.
Bu nedenle temsil ontolojisi, arka plan kuramının doğrulayıcı alanı olarak okunabilir. Her temsil yapısı, tekil sonucun eş-zamanlı iki kesitli yapısını yeniden üretir. Görünür kesit sonuç, görünmez kesit neden statüsü kazanır. Böylece nedensellik, temsilin görünmezlik mimarisi olarak ortaya çıkar.
6. Kader Kavramının Lineer Nedensellik İçinde Yanlış Anlaşılması
6.1 Kaderin Neden Olarak Yanlış Konumlandırılması
Kader kavramının tarihsel ve felsefi yorumlarında en yaygın eğilim, onu evrende işleyen nihai belirleyici neden olarak düşünmektir. Bu eğilim, kaderi olayların arkasında yer alan ve onları üreten bir üst nedensel ilke gibi konumlandırır. Böylece kader, neden → sonuç dizgesinin en başına yerleştirilmiş mutlak bir neden olarak tasavvur edilir: kader belirler, olaylar gerçekleşir. Bu modelde kader, tüm sonuçların öncülü ve üretici ilkesi olarak kabul edilir. Ancak bu yorum, kader kavramının ontolojik statüsünü lineer nedensellik kategorisine zorla yerleştirdiği için yapısal olarak hatalıdır.
Lineer nedensellik modelinde neden, zamansal olarak sonuçtan önce gelir ve sonucu üretir. Bu model, her oluşu ardışık üretim evreleri halinde kavrar. Kaderi neden olarak yorumlamak, kaderi de bu ardışık üretim zincirinin ilk halkası hâline getirir. Böylece kader, sonuçların öncesinde bulunan ve onları meydana getiren belirleyici güç gibi düşünülür. Fakat kader kavramının kendi anlam yapısı bu modelle çelişir. Kader, olmuş-bitmiş bütünlük anlamı taşır; oysa neden, henüz gerçekleşmemiş sonucu üretme işlevine sahiptir. Neden geleceğe yönelir; kader ise tamamlanmışlığa işaret eder. Bu nedenle kaderi neden olarak düşünmek, tamamlanmışlık statüsünü üretim statüsüne indirgemek anlamına gelir.
Kaderin neden olarak konumlandırılması, zamansal yönelim hatası içerir. Neden kavramı, zamansal olarak ileriye doğru işleyen üretim ilişkisini ifade eder: neden önce, sonuç sonra. Kader ise zamansal olarak kapanmış bütünlüğü ifade eder: tüm sonuçlar zaten içerilmiştir. Eğer kader neden olsaydı, kaderden sonra ortaya çıkan sonuçlar bulunmalıydı. Oysa kader kavramı, olmuş ve olacak tüm oluşların zaten bütün içinde yer aldığı düşüncesini içerir. Bu nedenle kader, zamansal üretim zincirinin başına yerleştirilemez; çünkü o zincirin dışında, tamamlanmış bütünlük statüsünde düşünülür.
Kaderi neden olarak yorumlama eğilimi, görünür olayları açıklama ihtiyacından doğar. İnsan algısı yalnızca sonuçları gördüğü için, görünür olanın arkasında bir belirleyici arar. Bu belirleyici çoğu zaman kader olarak adlandırılır. Böylece kader, görünür sonuçların görünmeyen nedeni gibi düşünülür. Bu yorum, arka plan ontolojisinin yerel yapısının evrensel ölçekte yanlış genelleştirilmesidir. Tekil olayda görünmez kesit neden statüsü kazanır; fakat kader bu görünmez kesit değil, tüm kesitlerin tamamlanmış bütünüdür. Kaderi neden olarak yorumlamak, görünmez kesit ile bütünlük statüsünü karıştırmak anlamına gelir.
Bu karışım, kaderi lineer nedensellik sistemine dahil ederken onun ontolojik niteliğini dönüştürür. Kader artık olmuş-bitmiş bütün değil, henüz gerçekleşecek olanı belirleyen neden gibi düşünülür. Bu durumda kader kavramı kendi anlamını kaybeder; çünkü kaderin ayırt edici özelliği, oluşların tamamlanmışlık içinde kavranmasıdır. Neden ise tamamlanmamışlık üzerinden işlev görür. Neden, gerçekleşmemiş olanı üretir; kader, gerçekleşmiş olanı içerir. Bu iki statü ontolojik olarak farklıdır.
Kaderin neden olarak yorumlanması, ontolojik içerme ilişkisini üretim ilişkisine dönüştürür. Oysa kader üretmez; içerir. Üretim ilişkisi, zamansal ardışıklık gerektirir: önce neden, sonra sonuç. İçerme ilişkisi ise zamansız bütünlük gerektirir: sonuçlar zaten bütüne dahildir. Kader, içerme statüsüdür; neden, üretim statüsüdür. Bu nedenle kaderi neden olarak düşünmek, içerme ontolojisini üretim ontolojisine indirgemektir.
Bu yanlış konumlandırma, kader kavramını açıklayıcı olmaktan çıkarır. Eğer kader neden olarak düşünülürse, kaderin kendisi de açıklanması gereken bir neden hâline gelir. Böylece sonsuz gerileme ortaya çıkar: kaderin nedeni nedir? Bu soru, kaderi lineer nedensellik içinde konumlandırmanın kaçınılmaz sonucudur. Oysa kader kavramı, nedensellik zincirinin dışında tamamlanmış bütünlük olarak kavranırsa, bu gerileme ortadan kalkar. Kader açıklayan neden değil, açıklama ihtiyacını askıya alan bütünlük statüsüdür.
Kaderi neden olarak yorumlayan model, görünür olayların ardında gizli bir belirleyici arayan nedensellik alışkanlığının ürünüdür. Bu alışkanlık, her oluşu üretim zinciri içinde kavramaya yöneliktir. Ancak kader kavramı bu zincirin dışındadır; çünkü kader, zincirin tüm halkalarını zaten içeren tamamlanmışlıktır. Bu nedenle kaderi zincirin ilk halkası yapmak, onun ontolojik konumunu yanlış belirlemektir.
Arka plan ontolojisi bu hatayı açıklığa kavuşturur. Tekil oluşta görünmez kesit neden statüsü kazanır; fakat bu kesit hâlâ tekil sonuç bütününe aittir. Kader ise bu bütünün kendisidir, kesiti değil. Bu nedenle kader neden değildir; neden statüsü yalnızca kesite aittir. Kaderi neden olarak yorumlamak, kesit ile bütün arasındaki ontolojik farkı ortadan kaldırır.
Kaderin neden olarak yanlış konumlandırılması, lineer nedensellik kategorisinin evrensel geçerliliği varsayımına dayanır. Oysa arka plan ontolojisi, nedenselliğin kendisinin görünmezlik statüsü olduğunu gösterir. Nedensellik yerel bir ayrım mekanizmasıdır; kader ise tüm ayrımların çözüldüğü bütünlük statüsüdür. Bu nedenle kader nedenselliğin üst nedeni değil, nedenselliğin askıya alınmışlığıdır.
Bu bağlamda kaderi neden olarak düşünmek, nedenselliğin yerel işlevini küresel ontolojiye dönüştürme hatasıdır. Tekil olayda görünmez kesit neden olarak yorumlanabilir; fakat evrensel ölçekte tüm kesitler zaten eş-zamanlı bütünlüğe aittir. Bu nedenle kader, neden statüsünün evrenselleşmiş hâli değil; neden statüsünün ortadan kalktığı bütünlük statüsüdür.
Kaderin neden olarak konumlandırılmasının hatası, ontolojik statülerin karıştırılmasında yatar: kesit ile bütün, üretim ile içerme, zamansal yönelim ile zamansız tamamlanmışlık. Bu karışım giderildiğinde kader kavramı doğru konumuna yerleşir: kader neden değildir; olmuş-bitmiş bütünün ontolojik adıdır.
6.2 Kaderin Ontolojik Statüsü
Kader kavramının ontolojik statüsü, lineer nedensellik kategorilerinden bağımsız olarak kavranmalıdır; çünkü kader, üretim ilişkisi içinde işleyen bir belirleyici değil, olmuş-bitmiş bütünlük statüsüdür. Bu statü, oluşların zamansal ardışıklık içinde gerçekleştiği varsayımını değil, tüm oluşların zaten tamamlanmış bir bütünün kesitleri olduğu varsayımını içerir. Kader, tekil olayların arkasında yer alan gizli nedenler dizgesi değil; olayların tamamının eş-zamanlı olarak bütün içinde yer aldığı ontolojik durumdur. Bu nedenle kader, zamansal süreçlerin sonucu değil, zamansal süreçlerin bütünsel içerilişidir.
Kaderin olmuş-bitmiş bütünlük olması, onun zamansal yönelimi askıya almasını gerektirir. Zamansal yönelim, nedenin sonuçtan önce gelmesiyle kurulur; oysa kaderde önce-sonra ayrımı ortadan kalkar. Çünkü kader, geçmiş-şimdi-gelecek ayrımını aşan tamamlanmışlık statüsüdür. Bu statüde oluşlar gerçekleşme sırasına göre değil, bütünün eş-zamanlı kesitleri olarak düşünülür. Böylece kader, zamansal ardışıklık yerine zamansız içerme ilişkisini ifade eder. Oluşlar kader içinde “gerçekleşmez”; zaten içerilmiştir.
Bu içerilme yapısı, kaderin neden olamayacağını ontolojik olarak zorunlu kılar. Neden kavramı, henüz gerçekleşmemiş bir sonucu üretme işlevine sahiptir; kader ise gerçekleşmiş ve gerçekleşecek olanı ayırmayan bütünlüktür. Neden, geleceğe yönelir; kader, tamamlanmışlığa işaret eder. Neden, oluşu meydana getirir; kader, oluşu içerir. Bu nedenle kader ile neden arasında ontolojik statü farkı vardır. Kader neden olamaz; çünkü neden üretim ilişkisi, kader içerme ilişkisidir.
Kaderin ontolojik statüsü, oluşların kendisini değil, oluşların bütünlük içinde kavranışını ifade eder. Bu nedenle kader, olayların arkasında işleyen bir mekanizma değil, olayların tamamlanmışlık içindeki konumudur. Oluşlar kader tarafından üretilmez; kader içinde zaten yer alır. Böylece kader, ontolojik olarak üretici değil kapsayıcıdır. Bu kapsayıcılık, tekil oluşların birbirinden bağımsız üretim evreleri olmadığı düşüncesini içerir. Oluşlar ardışık neden-sonuç zinciri değil, tekil bütünün farklı kesitleridir.
Bu bütünlük statüsü, kaderin zamansızlığını açıklar. Zamansızlık, zamanın yokluğu değil, zamanın bütün içinde çözülmüş olmasıdır. Kaderde geçmiş, şimdi ve gelecek ayrı evreler değil, eş-zamanlı içerilişlerdir. Böylece kader, zamansal akışın üstünde değil, zamansal akışın tamamlanmışlığıdır. Zamansal süreçler kader içinde ilerlemez; kader içinde zaten tamamlanmıştır. Bu nedenle kader, süreçlerin yöneldiği hedef değil, süreçlerin tamamlanmış bütünlüğüdür.
Kaderin ontolojik statüsü ayrıca görünür-görünmez ayrımını da küresel ölçekte dönüştürür. Tekil oluşta görünmez kesit neden statüsü kazanırken, kaderde tüm kesitler eş-zamanlı bütünlüğe dahildir. Böylece kader, görünmez nedenler toplamı değildir; görünür ve görünmez ayrımının ortadan kalktığı bütünlüktür. Kaderde hiçbir kesit diğerinden daha temel ya da belirleyici değildir; çünkü tüm kesitler zaten aynı bütünün içindedir. Bu nedenle kader, arka planın evrensel biçimi değil, arka plan-ön plan ayrımının çözüldüğü ontolojik durumdur.
Kaderin olmuş-bitmiş bütünlük olması, müdahale ve telafi kavramlarını da ontolojik olarak anlamsızlaştırır. Telafi fikri, sürecin henüz tamamlanmamış olduğu varsayımına dayanır; oysa kader tamamlanmışlıktır. Müdahale, neden-sonuç zincirinin hâlen işlediği düşüncesine dayanır; kaderde böyle bir zincir yoktur. Bu nedenle kader, değiştirilebilir süreç değil, değişmez bütünlük statüsüdür. Bu statüde oluşlar yönlendirilmez; yalnızca içerilir.
Kaderin ontolojik statüsü, varoluşun bütünsel kapanmışlığını ifade eder. Kapanmışlık, sürecin sona ermesi değil, sürecin zaten tamamlanmış olmasıdır. Böylece kader, zaman içinde kapanan değil, zamanın içinde açılan değil, zamanın bütünü olarak var olan ontolojik durumdur. Bu durum, oluşların birbirini üretmesi yerine birbirini içermesi anlamına gelir. Oluşlar kader içinde neden-sonuç ilişkisiyle değil, bütünlük ilişkisiyle bağlıdır.
Bu nedenle kader, varlığın nihai nedeni değil, varlığın tamamlanmış bütünlüğüdür. Nedensellik, kesitler arasında üretim ilişkisi kurar; kader, kesitleri bütünlük içinde toplar. Nedensellik ayrıştırır; kader içerir. Nedensellik zamansal yönelimdir; kader zamansız tamamlanmışlıktır. Bu ontolojik fark, kaderin neden olamayacağını ve yalnızca bütünlük statüsü olarak anlaşılabileceğini gösterir.
Kaderin ontolojik statüsü böylece şu şekilde belirlenir: kader, oluşların ardışık üretim zinciri değil, tüm oluşların eş-zamanlı içerilişidir; zamansal süreçlerin ilerleyişi değil, zamansal süreçlerin tamamlanmışlığıdır; görünmez nedenler toplamı değil, görünür-görünmez ayrımının çözüldüğü bütünlüktür. Bu statü, kader kavramını lineer nedensellikten ontolojik bütünlük kategorisine taşır.
6.3 Nedensellik Temelli Kader Açıklamalarının Sınırı
Kaderi nedensellik kategorileri içinde açıklama girişimleri, kader kavramının ontolojik yapısıyla uyumsuzluk nedeniyle zorunlu olarak sınırlıdır. Bu girişimler kaderi ya belirleyici ilk neden, ya gizli nedensel ağ, ya da tüm nedenlerin toplamı olarak yorumlar. Her üç yorum da kaderi üretim ilişkisi içinde konumlandırır; oysa kader, üretim zincirinin herhangi bir halkası ya da toplamı değil, bu zincirin bütün olarak tamamlanmışlığıdır. Bu nedenle nedensellik temelli açıklamalar kaderi kavramsal olarak dönüştürür; onu ontolojik bütünlük statüsünden nedensel belirleyicilik statüsüne indirger.
Nedensellik modeli, oluşu üretim ilişkisi olarak kavrar. Bu modelde her sonuç, kendisinden önce gelen bir neden tarafından meydana getirilir. Kaderi bu modelle açıklamak, kaderi ya ilk neden, ya nihai neden ya da tüm nedenlerin toplamı olarak düşünmeyi gerektirir. Ancak bu yorumların tümü, kaderi zamansal yönelime bağlar. İlk neden modeli kaderi geçmişe, nihai neden modeli geleceğe, nedenler toplamı modeli zamansal dizgeye yerleştirir. Oysa kader kavramı, zamansal dizgenin kendisini askıya alan tamamlanmışlık statüsünü ifade eder. Bu nedenle nedensellik modeli kaderi açıklamak yerine onu zamansallaştırarak dönüştürür.
Nedensellik temelli kader yorumlarının sınırı, üretim ilişkisi ile içerme ilişkisi arasındaki ontolojik farkta ortaya çıkar. Nedensellik üretir; kader içerir. Nedensellikte sonuç, neden tarafından meydana getirilir; kaderde sonuç zaten bütün içinde yer alır. Nedensellik ardışıklık gerektirir; kader eş-zamanlılık gerektirir. Bu nedenle kaderi nedensellik kategorileriyle açıklamak, içerme ontolojisini üretim ontolojisine indirger. Bu indirgeme, kaderin temel niteliği olan tamamlanmışlık statüsünü ortadan kaldırır.
Kaderi nedensel ağ olarak düşünme eğilimi, bu indirgeme hatasının bir başka biçimidir. Bu modelde kader, evrendeki tüm olayları birbirine bağlayan gizli nedensel bağlantılar ağı olarak yorumlanır. Böylece kader, görünmeyen nedenler toplamı hâline gelir. Ancak bu yorum, kaderi arka planın küresel genişlemesi gibi düşünse de hâlâ nedensellik kategorisi içinde kalır. Çünkü burada kader, görünmez nedenler dizgesidir. Oysa kader ontolojisi, görünmez nedenler toplamı değil, neden-sonuç ayrımının ortadan kalktığı bütünlüktür. Nedensel ağ modeli kaderi genişletir; fakat dönüştürmez. Bu nedenle kaderi açıklamaz, yalnızca nedenselliği evrenselleştirir.
Benzer biçimde kaderi zorunlu nedensellik olarak yorumlama da sınırlıdır. Bu yorumda kader, değiştirilemez nedensel belirlenim olarak düşünülür: her olay zorunlu nedenler tarafından belirlenmiştir. Böylece kader, nedenselliğin mutlaklaşmış hâline indirgenir. Ancak zorunlu nedensellik modeli, kaderi hâlâ üretim ilişkisi içinde tutar. Oysa kaderde üretim ilişkisi yoktur; çünkü oluşlar zaten tamamlanmış bütünlüğe aittir. Zorunlu nedensellik, nedenin kaçınılmazlığını vurgular; kader ise nedenin gereksizliğini içerir. Bu nedenle kader, zorunlu nedenselliğin aşırı biçimi değil, nedenselliğin askıya alınmışlığıdır.
Nedensellik temelli kader açıklamalarının bir diğer sınırı zamansal yönelim sorunudur. Nedensellik modeli, oluşları zaman içinde ilerleyen süreçler olarak kavrar. Kaderi bu modelle açıklamak, kaderi zamansal süreçlerin belirleyicisi olarak düşünmeyi gerektirir. Böylece kader, süreçlerin yönünü belirleyen neden gibi tasavvur edilir. Ancak kader kavramı, süreçlerin yönünü değil, süreçlerin tamamlanmışlığını ifade eder. Bu nedenle kader zamansal yönelimi düzenlemez; zamansal yönelimin kendisini askıya alır. Nedensellik modeli bu askıyı kavrayamaz; çünkü kendisi zamansal yönelime dayanır.
Bu sınır, kaderin açıklanamazlığı değil, yanlış kategoriyle açıklanmaya çalışılmasıdır. Nedensellik kategorisi üretim ilişkisine aittir; kader ontolojisi içerme ilişkisine aittir. Bu iki kategori birbirine indirgenemez. Nedensellik modeli kaderi açıklamaya çalıştığında, kaderi üretim ilişkisi içine çekerek ontolojik niteliğini kaybettirir. Böylece kader kavramı ya ilk neden, ya zorunlu neden, ya nedenler toplamı hâline gelir. Oysa kader bu statülerin hiçbirine karşılık gelmez.
Arka plan ontolojisi bu sınırı aşar; çünkü nedenselliğin kendisini görünmez kesit statüsü olarak yeniden tanımlar. Nedensellik burada üretim değil, görünmezlik statüsüdür. Bu yeniden tanım, kaderin nedensellikten bağımsız olarak kavranmasını mümkün kılar. Kader artık nedenler dizgesi değil, tüm kesitlerin eş-zamanlı bütünlüğüdür. Böylece kader, nedensellik kategorisi dışında ontolojik bütünlük olarak anlaşılabilir.
Nedensellik temelli kader açıklamalarının sınırı, kaderi neden-sonuç ilişkisi içinde aramasıdır. Oysa kader, neden-sonuç ayrımının çözüldüğü ontolojik düzlemdir. Bu nedenle kaderi nedensellik üzerinden açıklamak, onu yanlış ontolojik düzleme yerleştirmektir. Nedensellik yerel ayrım mekanizmasıdır; kader küresel bütünlüktür. Yerel ayrım kategorisi küresel bütünlüğü açıklayamaz.
Bu bağlamda kader kavramının nedensellikle açıklanması kategorik olarak yetersizdir. Nedensellik üretim ilişkisiyle işler; kader içerme ilişkisiyle. Nedensellik zamansal yönelim gerektirir; kader zamansız tamamlanmışlıktır. Nedensellik kesitler arası ilişki kurar; kader kesitlerin bütünlüğüdür. Bu ontolojik fark nedeniyle nedensellik temelli kader açıklamaları zorunlu olarak sınırda kalır. Kaderi açıklayan model nedensellik değil, arka plan ontolojisinin küresel bütünlük statüsüdür.
7. Kaderin Arka Plan Ontolojisiyle Açıklanması
7.1 Tekil Arka Plan ve Küresel Kader Analojisi
Arka plan ontolojisinin kader kavramını açıklamadaki gücü, tekil oluş yapısı ile evrensel bütünlük yapısı arasındaki analojik sürekliliği göstermesinde yatar. Tekil oluşta görünür ve görünmez kesitler eş-zamanlı tek bir sonuç bütünlüğüne aitken, kader ontolojisinde tüm oluşlar aynı eş-zamanlı bütünlüğün kesitleri olarak kavranır. Bu nedenle arka plan modeli, kaderi açıklamak için dışsal bir metafor değil, doğrudan ontolojik genelleştirme şeması sunar. Tekil arka plan yapısı ile küresel kader yapısı arasında yalnızca ölçek farkı vardır; yapı aynıdır.
Tekil arka plan modelinde görünür kesit fenomenal sonuç statüsü kazanır; görünmez kesit ise neden statüsü kazanır. Ancak bu iki kesit ontolojik olarak ayrık değildir; tekil sonuç bütününün eş-zamanlı iki yüzüdür. Bu yapı, nedenselliğin üretim ilişkisi değil, görünürlük statüsü ayrımı olduğunu gösterir. Kader ontolojisi bu yapıyı evrensel ölçekte genelleştirir. Burada artık tekil sonuç değil, tüm oluşların toplamı tekil bütün hâline gelir. Böylece kader, evrensel ölçekte görünür-görünmez kesitlerin eş-zamanlı bütünlüğü olarak kavranır.
Bu analojide kritik olan, nedenselliğin kesitsel statü olmasıdır. Tekil olayda neden, sonucun görünmez kesiti olarak belirir. Bu nedenle neden ontolojik olarak sonuçtan ayrı değildir; yalnızca görünürlük bakımından farklıdır. Kader ontolojisinde bu ayrım evrensel düzeyde çözülür. Çünkü tüm kesitler zaten bütün içinde eş-zamanlıdır. Böylece kader, görünmez nedenlerin toplamı değil, kesit ayrımının ortadan kalktığı bütünlük statüsü hâline gelir.
Tekil arka plan ile küresel kader arasındaki süreklilik, eş-zamanlılık ilkesinde temellenir. Arka plan modelinde neden ve sonuç aynı anda vardır; yalnızca biri görünür, diğeri görünmezdir. Kader modelinde tüm oluşlar aynı anda vardır; hiçbir kesit ontolojik olarak diğerinden önce ya da sonra değildir. Bu nedenle kader, nedenselliğin genişlemesi değil, eş-zamanlılığın evrenselleşmesidir.
Bu analoji ayrıca neden kavramının yerel niteliğini de açıklar. Neden, yalnızca kesit ayrımı yapılan düzeyde ortaya çıkar. Tekil olayda görünmez kesit neden olarak yorumlanabilir; çünkü görünür kesitten ayrıştırılmıştır. Ancak evrensel ölçekte tüm kesitler eş-zamanlı bütünlüğe ait olduğunda, bu ayrım ortadan kalkar. Böylece kader düzeyinde neden kavramı anlamsızlaşır. Neden, yerel arka plan kesitidir; kader ise tüm kesitlerin küresel bütünlüğüdür.
Arka plan-kader analojisinin mantıksal gücü, kesit ile bütün arasındaki ontolojik ilişkiyi korumasındadır. Tekil oluşta arka plan, bütünün görünmez kesitidir. Kader ontolojisinde evren, tekil bütün olarak düşünülür. Böylece kader, evrensel bütünün kendisi olur; görünmez kesitlerin toplamı değil. Bu nedenle kader neden değildir; çünkü neden yalnızca kesit statüsüne aittir. Kader ise kesit değil, bütündür.
Bu analoji, kaderin neden olamayacağını ontolojik olarak da açıklar. Neden, kesitler arası üretim ilişkisi varsayımına dayanır. Kader ise kesitlerin eş-zamanlı bütünlüğüdür. Eğer kader neden olsaydı, bütün kesitler ondan sonra gelmeliydi. Oysa kader ontolojisinde kesitler zaten bütünün içindedir. Bu nedenle kader, kesitlerin üreticisi değil, kesitlerin içerildiği bütünlüktür.
Tekil arka planın küresel kader olarak genelleştirilmesi, nedenselliğin ontolojik statüsünü de yeniden konumlandırır. Nedensellik artık evrensel belirleyicilik değil, yerel görünmezlik statüsüdür. Tekil düzeyde görünmez kesit neden olarak yorumlanır; küresel düzeyde tüm kesitler eş-zamanlı olduğu için neden ortadan kalkar. Böylece kader, nedenselliğin evrenselleşmesi değil, nedenselliğin küresel çözülmesidir.
Bu yapı, kaderin ontolojik olarak neden değil sonuç bütünlüğü olduğunu gösterir. Tekil arka plan modelinde sonuç bütünlüğü görünür-görünmez kesitlere ayrılır. Kader modelinde tüm kesitler eş-zamanlı bütünlükte birleşir. Böylece kader, tekil sonucun evrenselleşmiş hâli olur. Bu nedenle kader, nedenlerin toplamı değil, sonuçların küresel eş-zamanlılığıdır.
Arka plan ile kader arasındaki analoji, yerel ve küresel ontoloji arasındaki sürekliliği kurar. Yerelde kesit ayrımı nedenselliği üretir; küreselde kesit ayrımı çözüldüğünde kader ortaya çıkar. Böylece kader, arka plan modelinin zorunlu genelleştirilmiş biçimi olarak anlaşılır. Arka plan tekil oluşta görünmez kesit statüsü kurar; kader tüm kesitlerin eş-zamanlı bütünlüğünü kurar.
Bu nedenle kaderi açıklayan model nedensellik değil, arka plan ontolojisidir. Çünkü yalnızca bu model, tekil oluş yapısı ile evrensel bütünlük yapısı arasında yapısal süreklilik kurar. Tekil arka planın küresel kader olarak genelleştirilmesi, kader kavramının neden değil eş-zamanlı sonuç bütünlüğü olduğunu mantıksal olarak temellendirir.
7.2 Kader = Sonuçların Eş-Zamanlı Bütünlüğü
Kader ontolojisinin temel önermesi, kaderin nedenlerin toplamı değil, sonuçların eş-zamanlı bütünlüğü olduğudur. Bu ifade, kader kavramını nedensellik dizgesinden kökten ayırır ve onu doğrudan ontolojik bütünlük kategorisine yerleştirir. Çünkü nedenlerin toplamı hâlâ üretim ilişkisi içinde düşünülür: nedenler sonuçları meydana getirir. Oysa sonuçların eş-zamanlı bütünlüğü, üretim ilişkisini askıya alır ve tüm oluşları tekil tamamlanmışlık içinde toplar. Bu nedenle kader, oluşların nedeni değil, oluşların tamamlanmışlığıdır.
Sonuçların eş-zamanlı bütünlüğü fikri, zamanın ontolojik statüsünü dönüştürür. Lineer nedensellikte zaman, üretim zincirinin taşıyıcısıdır: neden önce, sonuç sonra. Kader ontolojisinde ise zaman ardışık akış değil, eş-zamanlı içeriliştir. Tüm sonuçlar zaten bütün içinde yer aldığı için zaman, üretim yönelimi olmaktan çıkar ve bütünlüğün görünüm düzenine dönüşür. Böylece kader, zaman içinde gerçekleşen olaylar dizisi değil, zamanın bütünsel olarak içerildiği ontolojik durum hâline gelir.
Bu bağlamda kader, tekil sonuçların toplamı değil, tekil sonuçların eş-zamanlı tekliğidir. Toplam kavramı parçaların dışsal bir araya gelişini ifade eder; oysa kader ontolojisinde sonuçlar dışsal olarak toplanmaz, içsel olarak içerilir. Her tekil sonuç, evrensel sonuç bütünlüğünün kesitidir. Bu nedenle kader, parçaların birleşimi değil, parçaların zaten bir olduğu ontolojik durumdur. Sonuçlar kader içinde birleşmez; kader içinde zaten birdir.
Kaderin sonuçların eş-zamanlı bütünlüğü olması, neden kavramının ontolojik gereksizliğini de açıklar. Neden, sonuçların henüz bütünleşmemiş olduğu varsayımına dayanır; kader ise sonuçların zaten bütünleşmiş olduğu varsayımına dayanır. Eğer tüm sonuçlar eş-zamanlı bütünlükteyse, onları üreten ayrı nedenler düşünmek gereksiz hâle gelir. Çünkü üretim ilişkisi yalnızca parçaların bağımsızlığı varsayımı altında anlamlıdır. Kader ontolojisinde bu bağımsızlık yoktur; tüm oluşlar aynı bütünün kesitleridir.
Bu nedenle kader, nedenselliğin küresel biçimi değil, nedenselliğin aşılmasıdır. Nedensellik yerel kesit ayrımı üzerinden işler; kader tüm kesitleri eş-zamanlı bütünlükte toplar. Yerelde neden-sonuç ayrımı mümkündür; küreselde bu ayrım çözülür. Böylece kader, neden-sonuç zincirinin en üst halkası değil, zincirin bütün olarak kapanmışlığıdır. Zincir kader tarafından kurulmaz; kader zincirin zaten tamamlanmışlığıdır.
Sonuçların eş-zamanlı bütünlüğü fikri, varoluşun ontolojik kapalılığını ifade eder. Kapalılık, dışsal belirleyicinin yokluğu değil, içsel tamamlanmışlıktır. Kaderde hiçbir oluş dışsal neden tarafından belirlenmez; çünkü tüm oluşlar zaten bütünün içindedir. Bu nedenle kader, belirlenim değil içerilmedir. Belirlenim üretim ilişkisine aittir; içerilme bütünlük ilişkisine. Kader, varoluşun üretim zinciri değil, içerilme bütünlüğüdür.
Bu ontolojik kapalılık, kaderi zorunlu nedensellikten de ayırır. Zorunlu nedensellikte her olay kaçınılmaz nedenler tarafından üretilir; kader ontolojisinde ise üretim yoktur. Olaylar nedenler tarafından zorunlu kılınmaz; bütünlük içinde zaten vardır. Böylece kader, zorunlu nedenler dizgesi değil, zorunluluğun kendisinin gereksizleştiği tamamlanmışlıktır. Çünkü zorunluluk yalnızca üretim ilişkisi içinde anlamlıdır; bütünlükte değil.
Kaderin sonuçların eş-zamanlı bütünlüğü olması, varoluşun tekil olaylar toplamı olmadığını gösterir. Tekil olaylar kader içinde ayrı varlıklar olarak değil, aynı bütünün kesitleri olarak bulunur. Bu nedenle kader, olayların arkasında işleyen yasa değil, olayların ontolojik birliğidir. Evrensel yasa modeli kaderi nedensel belirleyici gibi düşünür; eş-zamanlı bütünlük modeli kaderi ontolojik birlik olarak kavrar. Bu fark, kaderin neden değil sonuç bütünlüğü olduğunu belirler.
Sonuçların eş-zamanlı bütünlüğü kavrayışı ayrıca görünür-görünmez ayrımını da dönüştürür. Tekil arka plan modelinde görünür kesit sonuç, görünmez kesit neden statüsü kazanır. Kader ontolojisinde tüm kesitler eş-zamanlı bütünlüğe ait olduğu için bu statü ayrımı çözülür. Artık hiçbir kesit diğerinin nedeni değildir; tümü aynı bütünün görünümüdür. Böylece kader, arka plan-ön plan ayrımının evrensel çözülmesidir.
Bu nedenle kader, nedensellikten türetilemez; yalnızca bütünlük ontolojisiyle kavranabilir. Nedensellik sonuçları üretir; kader sonuçları içerir. Nedensellik ardışıklık gerektirir; kader eş-zamanlılık. Nedensellik kesitler arası ilişki kurar; kader kesitlerin tekliğini ifade eder. Bu ontolojik fark, kaderin nedenlerin toplamı değil sonuçların eş-zamanlı bütünlüğü olduğunu zorunlu kılar.
Kaderin bu biçimde anlaşılması, onu metafizik belirleyici olmaktan çıkarıp ontolojik yapı hâline getirir. Kader artık evrenin arkasında işleyen gizli nedenler yasası değil, evrenin kendisinin eş-zamanlı tamamlanmışlığıdır. Bu nedenle kader, oluşların nedeni değil, oluşların ontolojik birliğidir. Sonuçların eş-zamanlı bütünlüğü olarak kader, arka plan ontolojisinin küresel formu hâline gelir: tüm kesitler görünür-görünmez ayrımı olmaksızın tekil bütünlükte içerilir.
7.3 Kaderin Neden Olamamasının Mantıksal Zorunluluğu
Kaderin neden olamayacağı önermesi, yalnızca kavramsal tercih değil, ontolojik kategorilerin mantıksal ayrımından türeyen zorunlu bir sonuçtur. Çünkü neden kavramı üretim ilişkisine, kader kavramı ise içerme ilişkisine aittir. Bu iki ilişki türü ontolojik olarak birbirine indirgenemez. Neden, henüz gerçekleşmemiş sonucu meydana getiren belirleyici statüdür; kader ise gerçekleşmiş ve gerçekleşecek olanı ayırmayan tamamlanmışlık statüsüdür. Bu nedenle kaderin neden olması, içerme ontolojisinin üretim ontolojisine dönüşmesini gerektirir; fakat bu dönüşüm mantıksal olarak imkânsızdır.
Neden kavramı zamansal yönelim içerir. Bir şeyin neden olması, ondan sonra bir sonuç bulunmasını gerektirir. Bu yönelim, neden → sonuç yapısının zorunlu koşuludur. Kader kavramı ise zamansal yönelim içermez; çünkü kaderde önce-sonra ayrımı yoktur. Tüm kesitler eş-zamanlı bütünlüğe aittir. Eğer kader neden olsaydı, kaderden sonra gelen sonuçlar bulunmalıydı. Ancak kader ontolojisinde hiçbir kesit kaderden sonra gelmez; tüm kesitler zaten kaderin içindedir. Bu nedenle kaderin neden olması zamansal olarak da imkânsızdır.
Mantıksal düzeyde bu durum, üretim ve içerme ilişkilerinin karşıtlığından kaynaklanır. Üretim ilişkisinde neden ve sonuç ontolojik olarak ayrıdır; biri diğerini meydana getirir. İçerme ilişkisinde ise ayrım yoktur; içerilen şey bütünün kesitidir. Kader içerme ilişkisidir: tüm oluşlar kader içinde yer alır. Neden üretim ilişkisidir: sonuç nedenden doğar. Bir şey aynı anda hem üretim hem içerme ilişkisine ait olamaz. Bu nedenle kaderin neden olması mantıksal çelişki üretir.
Kaderin neden olamayacağı, kesit-bütün ayrımından da zorunlu olarak çıkar. Neden, kesit statüsüne aittir; çünkü bir kesit başka bir kesiti üretir. Kader ise bütündür; kesitlerin toplamı değil, kesitlerin eş-zamanlı tekliğidir. Bütün kesitlerin üreticisi olamaz; çünkü üretim, kesitler arası ilişkidir. Eğer kader kesitleri üretseydi, kader kesitlerden ayrı bir kesit olmak zorunda kalırdı. Oysa kader kesitlerden ayrı değil, kesitlerin bütünüdür. Bu nedenle kaderin neden olması ontolojik olarak olanaksızdır.
Bu zorunluluk, neden kavramının yerel niteliğini de ortaya koyar. Neden yalnızca kesit ayrımı yapılan düzeyde anlamlıdır. Tekil olayda görünmez kesit neden olarak yorumlanabilir; çünkü görünür kesitten ayrıştırılmıştır. Ancak tüm kesitler eş-zamanlı bütünlükte birleştiğinde bu ayrım ortadan kalkar. Böylece kader düzeyinde neden kavramı geçerliliğini yitirir. Neden, yerel görünmezlik statüsüdür; kader, küresel bütünlük statüsüdür. Yerel statü küresel statüye dönüşemez.
Kaderin neden olamayacağı ayrıca ontolojik öncelik kavramıyla da ilişkilidir. Neden, sonuçtan ontolojik olarak önce gelir; çünkü sonucu üretir. Kader ontolojisinde ise hiçbir kesit ontolojik olarak diğerinden önce değildir; tüm kesitler eş-zamanlıdır. Eğer kader neden olsaydı, kader ontolojik olarak diğer tüm kesitlerden önce gelirdi. Bu durumda kader kesitlerden biri olurdu; oysa kader kesit değil, kesitlerin bütünüdür. Bu nedenle kader ontolojik öncelik statüsü kazanamaz ve neden olamaz.
Mantıksal zorunluluk burada şu biçimde formüle edilebilir:
-
Neden, sonuçtan ontolojik olarak ayrıdır ve onu üretir.
-
Kader, tüm sonuçların ontolojik bütünlüğüdür.
-
Bütün, kesitlerden ontolojik olarak ayrı olamaz.
-
Bu nedenle kader, kesitleri üreten neden olamaz.
Bu formülasyon, kaderin neden olamayacağını yapısal olarak gösterir. Kader kesitleri içerir; içerdiği şeyi üretemez. Üretim ayrım gerektirir; içerme birlik gerektirir. Ayrım ile birlik aynı ontolojik statüde bulunamaz. Bu nedenle kaderin neden olması mantıksal olarak dışlanır.
Bu zorunluluk, kaderin nedenselliğin üst nedeni olduğu düşüncesini de geçersiz kılar. Üst neden fikri, nedensellik zincirinin en başına yerleştirilen mutlak belirleyiciyi ifade eder. Ancak kader zincirin başında değil, zincirin bütününde yer alır. Zincirin başı kesittir; bütün ise zincirin tamamıdır. Bu nedenle kader, zincirin ilk halkası olamaz; zincirin tamamlanmışlığıdır. Tamamlanmışlık üretim statüsü kazanamaz.
Kaderin neden olamayacağı mantıksal zorunluluğu, arka plan ontolojisinin küresel genelleştirilmesinden çıkar. Tekil arka plan modelinde neden, sonucun görünmez kesitidir. Bu kesit hâlâ bütünün parçasıdır. Kader ontolojisinde tüm kesitler eş-zamanlı bütünlüğe aittir. Böylece neden statüsü küresel düzeyde ortadan kalkar. Kader, neden statüsünün genelleşmesi değil, çözülmesidir.
Bu nedenle kaderi neden olarak düşünmek yalnızca hatalı değil, kategorik olarak imkânsızdır. Çünkü neden ile kader farklı ontolojik düzlemlere aittir. Neden üretim düzlemine, kader bütünlük düzlemine. Üretim düzlemi bütünlük düzlemine indirgenemez. Bu indirgeme denendiğinde kader ya kesite dönüşür ya da neden kavramı anlamsızlaşır. Her iki durumda da kavramsal çelişki doğar.
Kaderin neden olamayacağı böylece mantıksal zorunluluk hâline gelir: kader üretmez, içerir; ayrıştırmaz, birleştirir; zamansal yönelim taşımaz, eş-zamanlı bütünlüktür. Bu nedenle kader neden değildir ve olamaz. Bu sonuç, kader ontolojisinin nedensellikten kökten farklı statüsünü kesin biçimde belirler.
8. Kader Olarak Küresel Eş-Zamanlılık Ontolojisi
8.1 Arka Planın Yerelden Küresele Genelleşmesi
Arka plan ontolojisinin kader kuramına dönüşümü, yerel görünmezlik yapısının evrensel eş-zamanlılık yapısına genelleştirilmesiyle gerçekleşir. Tekil arka plan modelinde görünmez kesit, tekil sonucun ontolojik derinliği olarak işlev görür; kader ontolojisinde ise bu derinlik, tüm oluşların evrensel bütünlüğü hâline gelir. Böylece arka plan artık tekil süreçte işleyen görünmez kesit değil, evrenin tamamlanmış eş-zamanlılığı olarak kavranır. Bu dönüşüm, yapısal süreklilik içerir: yerelde kesit ayrımı, küreselde kesit bütünlüğüne evrilir.
Yerel arka plan yapısında görünür ve görünmez kesitler ontolojik olarak eş-zamanlıdır; ancak fenomenal olarak ayrıştırılır. Bu ayrıştırma nedensellik statüsünü üretir. Küresel genelleşmede bu ayrıştırma ortadan kalkar; çünkü tüm kesitler eş-zamanlı bütünlüğe aittir. Böylece yerelde neden statüsü kazanan görünmez kesit, küreselde bütüne çözülür. Bu nedenle kader, yerel arka planın genişlemesi değil, arka plan-ön plan ayrımının evrensel çözülmesidir.
Bu genelleşmenin mantıksal temeli, tekil bütün ile evrensel bütün arasındaki ölçek sürekliliğidir. Tekil olay, görünür ve görünmez kesitlerin eş-zamanlı birliğidir. Evren, tüm kesitlerin eş-zamanlı birliğidir. Yapı aynıdır; yalnızca kapsam değişir. Bu nedenle arka plan ontolojisi yerelde nedenselliği, küreselde kaderi açıklar. Nedensellik kesit ayrımından, kader kesit bütünlüğünden doğar.
Yerelden küresele genelleşme, neden kavramının sınırını da belirler. Neden yalnızca yerel kesit ayrımı düzeyinde anlamlıdır; çünkü görünür ve görünmez ayrımı yapılmıştır. Küresel bütünlükte bu ayrım yoktur. Böylece kader düzeyinde neden ortadan kalkar. Bu durum, nedenin ontolojik değil yerel fenomenal statü olduğunu gösterir. Neden, arka plan kesitidir; kader, kesitlerin eş-zamanlı bütünüdür.
Arka planın küreselleşmesi ayrıca zamanın ontolojik statüsünü dönüştürür. Yerelde eş-zamanlı kesitler zamansal akış içinde görünür; küreselde eş-zamanlılık zamanın kendisini içerir. Böylece zaman, ardışık üretim düzeni olmaktan çıkar ve eş-zamanlı bütünlüğün görünüm düzeni hâline gelir. Bu nedenle kader ontolojisi zamansızlık değil, zamanın bütünlük içinde çözülmüşlüğüdür. Yerelde eş-zamanlılık zamana rağmen vardır; küreselde eş-zamanlılık zamanın kendisidir.
Bu ontolojik genişleme, varoluşun yapısını kesitler arası üretim ilişkisi olmaktan çıkarır ve kesitlerin eş-zamanlı içerilmesi olarak yeniden kurar. Yerelde kesitler ayrıştırıldığında neden-sonuç ilişkisi kurulur. Küreselde kesitler birleştiğinde kader ortaya çıkar. Böylece arka plan ontolojisi, yerelde nedenselliği açıklayan, küreselde kaderi temellendiren tekil yapı hâline gelir.
Yerelden küresele genelleşme aynı zamanda ontolojik öncelik kavramını da çözer. Yerelde görünmez kesit neden olarak yorumlanır ve öncelik kazanır. Küreselde hiçbir kesit öncelik taşımaz; çünkü tüm kesitler eş-zamanlı bütünlüğe aittir. Böylece kader ontolojisi, öncelik ve belirlenim kategorilerini askıya alır. Varoluş artık öncelik zinciri değil, eş-zamanlı birliktir.
Bu genelleşmenin en önemli sonucu, nedenselliğin ontolojik statüsünün yerelleştirilmesidir. Nedensellik evrensel yasa değil, yerel görünmezlik ayrımıdır. Kader ise bu ayrımın evrensel çözülmesidir. Böylece kader, nedenselliğin genişletilmiş biçimi değil, nedenselliğin küresel olarak ortadan kalkmış hâlidir. Arka plan yerelde görünmez kesit olarak kalır; küreselde kesitlerin bütünü olarak kader hâline gelir.
Yerelden küresele arka plan genelleşmesi, kaderin metafizik belirleyici değil ontolojik bütünlük olduğunu gösterir. Çünkü arka plan tekil oluşta görünmez kesittir; kader tüm kesitlerin eş-zamanlı birliğidir. Bu nedenle kader, evrenin arkasında işleyen nedenler toplamı değil, evrenin kendisinin eş-zamanlı tamamlanmışlığıdır. Arka plan ontolojisi bu genelleşmeyle küresel eş-zamanlılık ontolojisine dönüşür.
8.2 Nedenselliğin Küresel Askıya Alınması
Kader ontolojisinin belirleyici özelliği, nedenselliğin yerel statü olmaktan çıkarılıp küresel düzeyde askıya alınmasıdır. Yerel arka plan modelinde nedensellik, görünür ve görünmez kesit ayrımı üzerinden kurulmuş fenomenal bir statüdür. Bu statü, kesitlerin ayrıştırıldığı düzeyde geçerlidir; çünkü görünür kesit sonuç, görünmez kesit neden olarak yorumlanır. Küresel eş-zamanlılık ontolojisinde ise bu ayrım ortadan kalkar; tüm kesitler tekil bütünlükte içerildiği için neden-sonuç statüleri anlamsızlaşır. Böylece kader, nedenselliğin evrenselleşmesi değil, nedenselliğin küresel askıya alınmasıdır.
Nedenselliğin askıya alınması, üretim ilişkisi varsayımının ontolojik geçerliliğini kaybetmesi anlamına gelir. Nedensellik, bir kesitin diğerini üretmesi varsayımına dayanır. Bu varsayım, kesitlerin ontolojik olarak ayrık olduğu düşüncesini içerir. Kader ontolojisinde ise kesitler ayrık değildir; tümü eş-zamanlı bütünlüğe aittir. Ayrım ortadan kalktığında üretim ilişkisi de ortadan kalkar. Böylece nedensellik, kesitler arası üretim ilişkisi olarak işlevini yitirir.
Bu askıya alma, zamansal yönelimin de çözülmesini gerektirir. Nedensellik zamansal yönelim içerir: önce neden, sonra sonuç. Küresel eş-zamanlılıkta ise önce-sonra ayrımı yoktur; tüm kesitler aynı ontolojik düzlemde eş-zamanlıdır. Bu nedenle kader ontolojisi zamanın akışını değil, zamanın eş-zamanlı bütünlüğünü ifade eder. Zamansal ardışıklık, fenomenal düzeyde görünür; ontolojik düzeyde askıya alınır. Böylece kader, zamansal üretim zincirinin ortadan kalktığı ontolojik durum hâline gelir.
Nedenselliğin küresel askıya alınması, ontolojik öncelik kavramını da geçersiz kılar. Nedensellikte neden önceliklidir; çünkü sonucu üretir. Küresel eş-zamanlılıkta hiçbir kesit diğerinden önce değildir; çünkü tüm kesitler eş-zamanlıdır. Böylece öncelik statüsü ortadan kalkar. Kader ontolojisinde varoluş, öncelik zinciri değil, eş-zamanlı birliktir. Bu birlik içinde hiçbir kesit belirleyici ya da belirlenen değildir.
Bu askıya alma ayrıca belirlenim kavramını da dönüştürür. Nedensellikte belirlenim, nedenin sonucu zorunlu kılmasıdır. Küresel eş-zamanlılıkta ise zorunluluk üretim ilişkisine dayanmadığı için anlamını yitirir. Oluşlar birbirini belirlemez; tümü zaten bütünlük içinde yer alır. Bu nedenle kader ontolojisi, belirlenim yerine içerilme kavramına dayanır. Varoluş belirlenmiş değildir; içerilmiştir.
Nedenselliğin küresel askıya alınması, açıklama modelini de değiştirir. Nedensellikte açıklama, sonucu nedenine bağlamakla kurulur. Kader ontolojisinde ise açıklama, kesiti bütüne yerleştirmekle kurulur. Bir oluşun nedeni aranmaz; bütün içindeki yeri kavranır. Böylece açıklama, üretim ilişkisi yerine içerme ilişkisine dayanır. Bu dönüşüm, kader kuramının epistemik temelini oluşturur.
Bu ontolojik durum, arka plan-ön plan ayrımının da küresel çözülmesidir. Yerelde arka plan görünmez kesit, ön plan görünür kesit statüsü kazanır. Küreselde tüm kesitler eş-zamanlı bütünlüğe ait olduğu için bu ayrım ortadan kalkar. Artık hiçbir kesit diğerinin arka planı değildir; tümü aynı ontolojik düzlemde bulunur. Böylece kader, arka plan ontolojisinin evrensel çözülmüş hâlidir.
Nedenselliğin küresel askıya alınması, varoluşun üretim yapısından birlik yapısına geçişini ifade eder. Yerelde kesitler üretim ilişkisi içinde kavranabilir; küreselde kesitler birlik içinde kavranır. Bu nedenle kader ontolojisi, nedenselliğin genişlemesi değil, üretim ontolojisinin yerini birlik ontolojisine bırakmasıdır. Varoluş artık neden-sonuç dizgesi değil, eş-zamanlı bütünlüktür.
Bu askıya alma, kaderin neden olamayacağını da küresel ölçekte doğrular. Neden yalnızca ayrım düzeyinde mümkündür; ayrım ortadan kalktığında neden de ortadan kalkar. Kader ontolojisinde ayrım yoktur; yalnızca eş-zamanlı bütünlük vardır. Bu nedenle kader, nedenselliğin en üst nedeni değil, nedenselliğin küresel olarak askıya alınmış hâlidir.
Küresel eş-zamanlılık ontolojisi böylece kaderi ontolojik bütünlük olarak konumlandırır: kesitler arası üretim ilişkisi askıya alınmıştır, zamansal yönelim çözülmüştür, öncelik ve belirlenim ortadan kalkmıştır. Varoluş artık neden-sonuç zinciri değil, eş-zamanlı sonuç bütünlüğüdür. Bu nedenle kader, nedenselliğin evrensel askıya alınması olarak anlaşılmalıdır.
8.3 Kaderin Ontolojik Tanımı
Kader ontolojisinin nihai formülasyonu, kaderin sonuçların eş-zamanlı toplamı değil, sonuçların zamansız eş-zamanlı tekliği olarak tanımlanmasını gerektirir. Bu tanım, kaderi hem nedensellikten hem de yalnızca toplam fikrinden ayırır ve onu doğrudan ontolojik bütünlük kategorisine yerleştirir. Çünkü toplam, parçaların dışsal bir araya gelişini ima eder; oysa kader ontolojisinde parçalar dışsal olarak birleşmez, içsel olarak aynı bütünlüğe aittir. Bu nedenle kader, oluşların toplamı değil, oluşların ontolojik birliğidir.
Kaderin ontolojik tanımı, kesit-bütün ilişkisi üzerinden kesinleşir. Tekil oluşta kesitler görünür ve görünmez olarak ayrıştırılabilir; fakat ontolojik olarak tekil sonuca aittir. Küresel eş-zamanlılık ontolojisinde tüm kesitler aynı evrensel bütünlüğe aittir. Böylece kader, kesitlerin birleşimi değil, kesitlerin zaten bir olduğu ontolojik durumdur. Bu birlik, nedenselliğin gereksizleştiği düzlemdir; çünkü üretim yalnızca kesitler ayrık olduğunda anlamlıdır.
Bu tanımın ikinci boyutu zamansızlıktır. Zamansızlık, zamanın yokluğu değil, zamanın bütünlük içinde çözülmüş olmasıdır. Kader ontolojisinde geçmiş, şimdi ve gelecek ardışık evreler değil, eş-zamanlı içerilişlerdir. Böylece kader, zamansal süreçlerin yöneldiği nihai nokta değil, zamansal süreçlerin tamamlanmış bütünlüğüdür. Oluşlar kader içinde gerçekleşmez; kader içinde zaten içerilir. Bu nedenle kader zamansal son değil, ontolojik eş-zamanlılıktır.
Kaderin ontolojik tanımı ayrıca belirlenim kavramını da dönüştürür. Geleneksel kader yorumları kaderi belirleyici yasa olarak düşünür: evrende işleyen mutlak belirlenim. Oysa eş-zamanlılık ontolojisinde belirlenim üretim ilişkisine aittir; kader ise içerme ilişkisidir. Oluşlar kader tarafından belirlenmez; kader içinde zaten vardır. Bu nedenle kader ontolojik belirleyici değil, ontolojik kapsayıcıdır.
Bu kapsayıcılık, kaderin neden olamayacağını tanımsal olarak içerir. Neden, kesitler arası üretim ilişkisidir; kader, kesitlerin ontolojik bütünlüğüdür. Bütün kesitleri içerdiği için hiçbir kesiti üretmez. Eğer kader üretseydi, kesitlerden ontolojik olarak ayrı bir kesit olmak zorunda kalırdı. Oysa kader kesit değil, kesitlerin bütünüdür. Bu nedenle kaderin ontolojik tanımı, neden statüsünün dışlanmasını içerir.
Kader ontolojisinin bir diğer boyutu, görünür-görünmez ayrımının küresel çözülmesidir. Yerelde görünmez kesit neden olarak yorumlanır; küreselde tüm kesitler eş-zamanlı bütünlüğe aittir. Böylece kader düzeyinde hiçbir kesit diğerinden daha temel değildir. Görünürlük farkı ortadan kalkar; tüm kesitler aynı ontolojik statüye sahip olur. Bu nedenle kader, arka plan-ön plan ayrımının evrensel çözülmüşlüğüdür.
Bu çözülme, gerçeklik kavrayışını da yeniden kurar. Nedensellik ontolojisinde gerçeklik, sonuçların üretildiği süreçler olarak anlaşılır. Kader ontolojisinde gerçeklik, sonuçların eş-zamanlı bütünlüğüdür. Varoluş artık oluşların ardışık ilerleyişi değil, oluşların ontolojik birliğidir. Böylece kader, gerçekliğin zamansal süreç değil eş-zamanlı bütünlük olduğu ontolojik tezini ifade eder.
Kaderin ontolojik tanımı ayrıca ontolojik kapalılığı içerir. Kapalılık, dışsal belirleyicinin yokluğu değil, bütünlüğün kendine yeterli olmasıdır. Kaderde hiçbir oluş dışsal nedene dayanmaz; çünkü tüm oluşlar aynı bütünlüğe aittir. Bu nedenle kader, açıklayıcı nedenler dizgesi değil, açıklama ihtiyacının ortadan kalktığı ontolojik birliktir. Her oluş kendi nedenini dışarıda değil, bütünlük içinde taşır.
Bu tanım, kaderi metafizik yasa modelinden ayırır. Metafizik yasa modeli kaderi evrenin arkasında işleyen nedensel ilke olarak düşünür. Oysa eş-zamanlılık ontolojisinde kader, evrenin arkasında değil, evrenin kendisidir. Evrensel yasa üretir; kader içerir. Yasa belirler; kader bütünler. Bu nedenle kader ontolojisi, yasa ontolojisinin ötesine geçer ve varoluşu eş-zamanlı bütünlük olarak tanımlar.
Kaderin ontolojik tanımı böylece üç temel özelliği içerir:
— kesitlerin ontolojik birliği,
— zamansal ardışıklığın çözülmesi,
— nedenselliğin askıya alınması.
Bu üç özellik birlikte düşünüldüğünde kader, oluşların nedeni değil, oluşların eş-zamanlı ontolojik bütünlüğü olarak belirir. Kader artık belirleyici yasa değil, varoluşun kendisinin zamansız eş-zamanlılığıdır. Bu nedenle kader ontolojisi, arka plan modelinin küresel genelleştirilmiş formu olarak tanımlanır: tüm kesitler görünür-görünmez ayrımı olmaksızın tekil bütünlükte içerilir.
9. Müdahale ve Telafinin Ontolojik İptali Olarak Kader
9.1 Arka Planda Müdahale İmgesi
Arka plan ontolojisinin yerel düzeyde ürettiği en güçlü fenomenolojik yapı, müdahale edilebilirlik imgesidir. Bu imge, görünür kesit olarak deneyimlenen sonucun ontolojik olarak kapanmış olmadığı, aksine onunla eş-zamanlı fakat fenomenal olarak askıya alınmış görünmez kesitin hâlen etkin olduğu varsayımından doğar. Görünür olan sonuç, olayın tamamlanmış yüzü olarak verilidir; fakat bu verilmişlik, ontolojik tamamlanmışlık anlamına gelmez. Çünkü arka plan modeli, sonucun yalnızca fenomenal kesitinin verili olduğunu, ontolojik kesitinin ise eş-zamanlı fakat görünmez olarak sürdüğünü varsayar. Böylece olay, yüzeyde tamamlanmış, derinlikte sürmekte olan bir yapı gibi kavranır. Müdahale imgesi tam da bu çift statüden doğar: verilmişlik ile sürmekte oluşun eş-zamanlılığı.
Bu noktada görünmez kesit, yalnızca bilinmeyen değil, etkin fakat askıya alınmış bir ontolojik katman statüsü kazanır. Askıya alınmışlık burada yokluk anlamına gelmez; erişimin askıya alınması anlamına gelir. Dolayısıyla görünmez kesit ortadan kalkmış değil, yalnızca fenomenal erişimden çekilmiş kabul edilir. Bu kabul, sonucun ontolojik kapanmışlığını iptal eder. Çünkü eğer sonucun bir kesiti hâlen etkinse, sonuç tamamlanmış olamaz. Böylece arka plan, tamamlanmışlık ile devamlılık arasında eş-zamanlı bir ontolojik gerilim üretir: fenomenal olarak bitmiş, ontolojik olarak sürmektedir.
Bu gerilim, müdahale edilebilirlik imgesinin zorunlu koşuludur. Müdahale, yalnızca kapanmamış süreçlerde anlamlıdır. Arka plan modeli, sonucun kapanmamışlığını görünmez kesitin etkinliği üzerinden temellendirir. Görünür kesit sonuç statüsü kazanırken, görünmez kesit neden statüsünü korur; fakat bu neden geçmişe ait değildir, eş-zamanlıdır. Bu eş-zamanlılık, nedenin hâlen işlediği varsayımını mümkün kılar. Böylece müdahale, geçmişe yönelen bir geri dönüş değil, eş-zamanlı derinlik kesitine yönelen bir etkileşim olarak düşünülür. Müdahale imgesi bu nedenle zamansal değil ontolojik bir yapıdan doğar.
Lineer nedensellik modelinde neden ortadan kalktığında süreç kapanır. Çünkü neden geçmişte, sonuç şimdi konumlanır. Nedenin etkinliği sonucun ortaya çıkışıyla birlikte sona erer. Bu yapı, müdahaleyi imkânsız kılar; çünkü kapanmış sürece müdahale edilemez. Arka plan modelinde ise neden ortadan kalkmış değildir; yalnızca görünmez kesit statüsü kazanmıştır. Bu nedenle süreç kapanmaz; yalnızca fenomenal olarak kapanmış görünür. Ontolojik düzeyde ise sürmektedir. Bu sürmekte oluş, müdahale imgesinin ontolojik temelidir.
Görünmez kesitin etkinliği varsayımı, süreç devamlılığı hissini üretir. Bu hissin kökeni zamansal değil ontolojiktir. Süreç zaman içinde sürüyor gibi değil, ontolojik olarak hâlen etkin gibi düşünülür. Bu nedenle arka plan, sürekliliği zaman akışı üzerinden değil, kesit eş-zamanlılığı üzerinden kurar. Görünür kesit şimdi verilidir; görünmez kesit de aynı şimdi içinde sürmektedir. Böylece süreç geçmişten şimdiye uzanan bir çizgi değil, şimdi içinde derinleşen bir yapı hâline gelir. Müdahale olasılığı da bu derinlik yapısına dayanır: süreç ilerlememiştir, yalnızca yüzey kesiti verilmiştir.
Bu ontolojik yapı telafi olasılığını da üretir. Telafi, kapanmış olayın yeniden düzenlenmesi anlamına gelir. Lineer modelde bu imkânsızdır; çünkü olay geçmişte kapanmıştır. Arka plan modelinde ise olay kapanmış değildir; yalnızca görünür kesiti verilmiştir. Görünmez kesit hâlen etkin kabul edildiğinden, olay ontolojik olarak sürmektedir. Böylece telafi, geçmişe müdahale değil, eş-zamanlı derinlik kesitine müdahale olarak düşünülür. Telafi imgesi bu yüzden zamansal geri dönüş değil, ontolojik eş-zamanlılık fikrinden doğar.
Arka plan ontolojisi bu noktada süreçleri yarı-kapanmış yapılar olarak kurar. Yarı-kapanmışlık, görünür kesitin kapanmış, görünmez kesitin açık olması anlamına gelir. Bu çift statü, fenomenal kapanmışlık ile ontolojik açıklığın eş-zamanlılığıdır. Müdahale imgesi bu yarı-kapanmışlıkta mümkün olur: yüzey kapanmıştır, derinlik açıktır. Böylece olay hem olmuş hem olmamış gibi kavranır. Bu çifte statü, arka planın en özgün ontolojik üretimidir.
Bu üretim aynı zamanda kontrol imgesini doğurur. Kontrol, sürecin yönlendirilebilir olduğu varsayımıdır. Eğer görünmez kesit hâlen etkinse, süreç hâlen yönlendirilebilir kabul edilir. Böylece arka plan, süreçlerin kontrol edilebilir olduğu düşüncesinin ontolojik kaynağı hâline gelir. Kontrol burada fiilî müdahale değil, müdahalenin mümkün olduğu inancıdır. Bu inanç, eş-zamanlı nedensellik yapısından zorunlu olarak çıkar: neden hâlen etkinse, sonuç hâlen düzenlenebilir kabul edilir.
Bu nedenle arka plan ontolojisi, insan deneyimindeki kalıcı kontrol hissinin derin yapısını açıklar. Fenomenal dünyada süreçler kapanmış görünse bile, arka plan varsayımı onların hâlen sürmekte olduğu düşüncesini üretir. Bu düşünce, müdahale edilebilirlik imgesini sürekli canlı tutar. Böylece insan deneyimi, kapanmışlık ile müdahale olasılığı arasında çelişik bir yapı kazanır. Arka plan, bu çelişkiyi ontolojik olarak mümkün kılan eş-zamanlılık aygıtıdır.
Görünmez kesitin etkinliği varsayımı aynı zamanda nedenselliğin süreklilik hissini de üretir. Nedensellik burada üretim ilişkisi değil, etkinlik sürekliliği olarak düşünülür. Neden geçmişte ortadan kalkmış değildir; hâlen işliyordur. Bu nedenle sonuç nihai değildir; hâlen nedenle bağlıdır. Müdahale imgesi bu bağın kopmamış olmasından doğar. Eğer neden hâlen bağlıysa, sonuç hâlen değiştirilebilir kabul edilir. Böylece arka plan, nedenselliği eş-zamanlı bağ olarak kurarak müdahale olasılığını ontolojik zemine yerleştirir.
Arka planda müdahale imgesi, ontolojik kapanmışlık fikrinin sistematik olarak askıya alınmasıdır. Sonuç fenomenal olarak kapanmış görünür; fakat ontolojik olarak kapanmamıştır. Bu askıya alınmış kapanmışlık, süreçlerin her an yeniden düzenlenebilir olduğu düşüncesini üretir. Bu düşünce yalnızca bilişsel değil, ontolojik bir varsayımdır: görünmez kesit hâlen vardır ve etkindir.
Bu yapı, yerel düzeyde kader fikrinin henüz iptal edilmediği aşamayı temsil eder. Çünkü müdahale imgesi, tamamlanmışlığın reddine dayanır. Eğer görünmez kesit hâlen etkinse, hiçbir şey bütünüyle olmuş-bitmiş değildir. Bu nedenle arka plan modeli, yerel düzeyde kader fikrinin askıya alınmış hâlidir: süreçler kapanmış değil, sürmektedir. Müdahale imgesi bu askıya alınmış kader durumunun fenomenolojik karşılığıdır.
Dolayısıyla arka planda müdahale imgesi, eş-zamanlı kesit ontolojisinin zorunlu fenomenolojik sonucudur. Görünmez kesitin etkinliği varsayımı, süreç devamlılığı hissini, telafi olasılığını ve kontrol imgesini birlikte üretir. Arka plan bu anlamda yalnızca nedenselliğin görünmez kesiti değil, müdahale edilebilirlik düşüncesinin ontolojik kaynağıdır. Yerel düzeyde süreçler kapanmış değil, sürmekte kabul edilir; çünkü görünmez kesit hâlen etkin varsayılır. Bu varsayım, insan deneyiminde müdahale ve telafi fikrinin ontolojik temelini oluşturur.
9.2 Kaderde Tamamlanmışlık
Kader ontolojisi, arka plan modelinin yerel düzeyde kurduğu yarı-kapanmışlık yapısını küresel ölçekte ortadan kaldıran tamamlanmışlık statüsünü ifade eder. Arka plan düzeninde tekil süreç, görünür kesitin kapanmış, görünmez kesitin hâlen etkin olduğu çift statülü bir yapı olarak kavranırken; kader kavramında bu çift statü çöker ve tüm kesitler eş-zamanlı tamamlanmışlık içinde konumlanır. Böylece süreç artık yüzeyde kapanmış, derinlikte sürmekte olan bir oluş değil; her kesitiyle birlikte bitmiş olan mutlak bütün statüsü kazanır. Tamamlanmışlık burada yalnızca fenomenal kapanmışlık değil, ontolojik kapanmışlıktır: hiçbir kesit etkin değildir, hiçbir kesit askıya alınmış değildir, hiçbir kesit sürmemektedir.
Bu nedenle kader ontolojisinde görünür ve görünmez kesit ayrımı anlamını yitirir. Arka plan modelinde görünmez kesit, etkin fakat erişilemez derinlik katmanı statüsü taşırken; kaderde bu derinlik statüsü ortadan kalkar. Çünkü derinlik, süreç devamlılığı varsayımına dayanır; oysa kaderde süreç yoktur. Süreç, devam eden oluş demektir; kader ise oluşun tümden kapanmış hâlidir. Bu kapanmışlık, görünmez kesitin etkinliğini mantıksal olarak imkânsızlaştırır. Eğer tüm kesitler tamamlanmışsa, hiçbir kesit hâlen etkin olamaz. Böylece kader, arka planın kurduğu ontolojik süreklilik alanını küresel olarak iptal eder.
Kader ontolojisinde kesitler arası etkin-edilgen ayrımı da çöker. Arka plan modelinde görünür kesit sonuç, görünmez kesit neden statüsü kazanır; bu statü farkı etkinlik ayrımını içerir: neden etkin, sonuç edilgendir. Bu ayrım müdahale imgesinin temelidir; çünkü etkin kesit hâlen işliyorsa, edilgen kesit düzenlenebilir kabul edilir. Kaderde ise tüm kesitler aynı ontolojik statüye yerleşir: tamamlanmış kesit statüsü. Tamamlanmış kesit ne etkin ne edilgendir; yalnızca bitmiş olandır. Böylece nedenselliğin içkin olduğu etkin-edilgen gerilimi ortadan kalkar.
Bu durum sürecin ontolojik kapalı yapısını üretir. Kapalı yapı, hiçbir kesitin dışarıdan etkilenemeyeceği, içeriden değişemeyeceği ve yeniden düzenlenemeyeceği anlamına gelir. Arka plan modelinde süreç açık yapıydı; çünkü görünmez kesit hâlen etkin varsayılıyordu. Kaderde ise tüm kesitler eş-zamanlı kapanmış olduğundan süreç tümden kapanır. Kapalılık burada zamansal bitmişlik değil, ontolojik değişmezliktir. Süreç yalnızca bitmiş değildir; artık değişemezdir. Bu nedenle kader ontolojisi, oluşun değil olmuşluğun mutlaklaşmasıdır.
Tamamlanmışlık statüsü, zaman kavramını da ontolojik olarak askıya alır. Arka plan modelinde eş-zamanlılık, kesitlerin şimdi içinde birlikte var olması anlamına geliyordu; fakat süreç hâlen sürüyordu. Kaderde eş-zamanlılık, artık sürmeyen fakat bütünüyle verilmiş olan kesitlerin zamansız birlikteliği anlamına gelir. Bu birliktelikte geçmiş, şimdi ve gelecek ayrımı çöker; çünkü tüm kesitler aynı tamamlanmışlık düzeyinde bulunur. Zamansal yönelim ortadan kalktığında süreç kavramı da ortadan kalkar. Sürecin ortadan kalkması ise müdahale fikrinin mantıksal zeminini yok eder.
Kader ontolojisinin tamamlanmışlık yapısı, telafi olasılığını da ontolojik olarak imkânsızlaştırır. Telafi, yarı-kapanmış süreç varsayımına dayanır; çünkü yalnızca hâlen sürmekte olan kesitler düzenlenebilir. Arka plan modelinde görünmez kesit etkin olduğundan telafi imgesi mümkündü. Kaderde ise hiçbir kesit etkin değildir; tüm kesitler tamamlanmıştır. Tamamlanmış olan düzenlenemez, çünkü düzenleme değişim gerektirir. Değişim ise yalnızca açık süreçlerde mümkündür. Bu nedenle kader, telafinin yalnızca zor değil, ontolojik olarak anlamsız hâle geldiği statüdür.
Bu ontolojik kapanmışlık, nedenselliğin askıya alınmasının en radikal biçimidir. Arka plan modelinde nedensellik eş-zamanlı kesit ayrımı olarak sürüyordu; görünmez kesit neden statüsü taşıyordu. Kaderde ise neden statüsü ortadan kalkar. Çünkü neden, etkin kesit demektir; kaderde etkin kesit yoktur. Böylece nedensellik yalnızca lineer biçimde değil, eş-zamanlı biçimde de çöker. Artık ne geçmişte neden vardır ne de eş-zamanlı derinlikte neden vardır. Yalnızca tamamlanmış kesitler bütünü vardır.
Bu nedenle kader ontolojisi, oluşun tümden sonlanması anlamına gelmez; oluşun ontolojik olarak kapanması anlamına gelir. Olaylar meydana gelmiş ve bitmiştir; fakat bu bitmişlik yalnızca zaman içinde gerçekleşmiş değildir, ontolojik olarak sabitlenmiştir. Sabitlenmişlik, değişmezlik demektir. Değişmez olan ise müdahaleye kapalıdır. Böylece kader, müdahale edilebilirlik imgesinin küresel iptali olarak ortaya çıkar.
Kaderde tamamlanmışlık, arka plan modelinin yerel yarı-kapanmışlık yapısının küresel karşıtıdır. Yerel modelde süreç hem bitmiş hem sürmekteydi; kaderde yalnızca bitmiştir. Yerel modelde görünmez kesit etkin varsayılıyordu; kaderde hiçbir kesit etkin değildir. Yerel modelde nedensellik eş-zamanlı bağ olarak sürüyordu; kaderde bağ çözülür ve bütün sabitlenir. Böylece kader ontolojisi, eş-zamanlılığın sürmekte oluş biçiminden tamamlanmışlık biçimine dönüşmesidir.
Bu dönüşüm, ontolojik olarak en güçlü kapanmışlık statüsünü üretir: hiçbir şey hâlen olmuyordur, her şey olmuş durumdadır. Bu statüde süreç, oluş, müdahale, telafi ve kontrol kavramları anlamını yitirir. Çünkü bunların tümü açık yapı varsayımına dayanır. Kaderde açık yapı yoktur; yalnızca kapalı bütün vardır. Bu nedenle kader, süreç ontolojisinin küresel olarak sona ermesi anlamına gelir.
Tamamlanmışlık ontolojisi, kesitlerin eş-zamanlılığı ile kapanmışlığını özdeş kılar. Tüm kesitler aynı anda verilidir ve aynı anda bitmiştir. Bu eş-zamanlı bitmişlik, kaderin zamansızlık niteliğini açıklar: zaman akışı değil, bitmişlik birliği vardır. Böylece kader, arka plan modelinde hâlen etkin varsayılan görünmez kesitin küresel olarak ortadan kalkmasıdır. Görünmez kesit yok olduğunda süreç de yok olur; süreç yok olduğunda müdahale de yok olur.
Kaderde tamamlanmışlık, ontolojik kapalılığın mutlaklaşmasıdır. Bu kapalılıkta hiçbir kesit yeniden açılmaz, hiçbir kesit yeniden etkinleşmez ve hiçbir kesit yeniden düzenlenmez. Böylece kader ontolojisi, müdahale ve telafi imgesinin yalnızca psikolojik değil, ontolojik olarak da geçersizleştiği statüyü ifade eder. Arka plan modelinin sürmekte oluş ontolojisi burada tümden kapanmışlık ontolojisine dönüşür.
9.3 Kontrolün Küresel İptali
Kader ontolojisinin en radikal sonucu, kontrol kavramının ontolojik zemininin küresel ölçekte ortadan kalkmasıdır. Arka plan modelinde kontrol imgesi, görünmez kesitin hâlen etkin olduğu varsayımından doğuyordu; süreç fenomenal olarak kapanmış görünse bile, ontolojik olarak sürmekte kabul ediliyordu. Bu sürmekte oluş, müdahale edilebilirlik düşüncesini ve dolayısıyla kontrol hissini mümkün kılıyordu. Kader ontolojisinde ise görünmez kesit ortadan kalktığından, sürecin hâlen etkin olduğu varsayımı mantıksal olarak çöker. Sürecin ortadan kalkması, müdahale imgesinin ortadan kalkmasıdır; müdahale imgesinin ortadan kalkması ise kontrolün ontolojik olarak imkânsızlaşmasıdır.
Kontrol, ontolojik olarak açık süreç varsayımına dayanır. Açık süreç, henüz tamamlanmamış kesitlerin varlığını içerir. Bu kesitler etkin kabul edildiğinde, sürecin yönlendirilebilir olduğu düşünülür. Arka plan modelinde görünmez kesit bu etkinlik alanını sağlıyordu: süreç tamamlanmamış, yalnızca görünür kesiti verilmiş kabul ediliyordu. Böylece kontrol, eş-zamanlı derinlik katmanına müdahale imgesi olarak kuruluyordu. Kader ontolojisinde ise hiçbir kesit tamamlanmamış değildir; tüm kesitler eş-zamanlı tamamlanmış statüye yerleşmiştir. Tamamlanmış kesitler üzerinde yönlendirme düşünülemez; çünkü yönlendirme değişim gerektirir, değişim ise yalnızca açık süreçlerde mümkündür.
Bu nedenle kader, kontrolün zamansal değil ontolojik iptalidir. Zamansal iptal, sürecin geçmişte kapanmış olması anlamına gelirdi; oysa arka plan modeli bunu zaten aşmıştı, çünkü eş-zamanlılıkta süreç hâlen varsayılıyordu. Kaderde iptal daha radikaldir: süreç ontolojik olarak yoktur. Süreç yoksa yönelim yoktur; yönelim yoksa müdahale yoktur; müdahale yoksa kontrol yoktur. Böylece kader, kontrol imgesinin temelini oluşturan tüm ontolojik önkoşulları ortadan kaldırır.
Kontrolün küresel iptali, nedenselliğin küresel askıya alınmasının doğrudan sonucudur. Nedensellik, etkin kesitin edilgen kesiti üretmesi ya da düzenlemesi fikrini içerir. Arka plan modelinde bu üretim ilişkisi eş-zamanlı biçimde sürüyordu: görünmez kesit neden statüsüyle etkin kabul ediliyordu. Kader ontolojisinde ise neden statüsü ortadan kalktığından, etkin-edilgen ayrımı çöker. Etkinlik çöktüğünde nedensellik çöker; nedensellik çöktüğünde yönlendirme ve kontrol kavramları anlamını yitirir. Böylece kader, nedenselliğin yalnızca lineer değil, eş-zamanlı biçiminin de küresel iptali olarak kontrolün ortadan kalkmasını zorunlu kılar.
Bu ontolojik yapı, müdahalenin anlamsızlaşmasını da açıklar. Müdahale, sürecin başka bir yönde ilerletilmesi demektir. Yön kavramı ise açık süreç varsayımını gerektirir: süreç henüz belirlenmemiştir ve yönlendirilebilir. Kader ontolojisinde süreç belirlenmiş değil, tamamlanmıştır. Belirlenmiş olan hâlen yönlendirilebilir olabilir; tamamlanmış olan yönlendirilemez. Bu nedenle kader, yönlendirme imgesinin mantıksal zeminini ortadan kaldırır. Müdahale burada yalnızca zor değil, anlamsızdır; çünkü yön değiştirme imkânı ontolojik olarak yoktur.
Kontrolün iptali, zamanın ontolojik iptaliyle de doğrudan bağlantılıdır. Kontrol düşüncesi, geleceğin henüz belirlenmemiş olduğu varsayımına dayanır. Gelecek açık kabul edildiğinde, yönlendirme ve müdahale imgesi ortaya çıkar. Arka plan modelinde eş-zamanlılık, geçmiş ve geleceği şimdi içinde sürmekte kabul ediyordu; bu nedenle kontrol imgesi korunuyordu. Kader ontolojisinde ise geçmiş, şimdi ve gelecek ayrımı çöker; tüm kesitler zamansız tamamlanmışlık içinde konumlanır. Zamansızlıkta yönelim yoktur; yönelim olmadığında kontrol kavramı ontolojik dayanağını kaybeder.
Bu nedenle kader, kontrolün yalnızca sınırlanması değil, küresel iptalidir. Sınırlama, hâlen etkin kesitlerin azalması anlamına gelirdi; oysa kaderde etkin kesit yoktur. Hiçbir kesit sürmemektedir; tümü tamamlanmıştır. Bu tamamlanmışlık, ontolojik kapalılığın en güçlü biçimidir. Kapalı yapı üzerinde kontrol düşünülemez; çünkü kontrol değişim gerektirir, değişim ise açıklık gerektirir. Kader ontolojisi, tüm açıklığı ortadan kaldırarak kontrol fikrini mantıksal olarak imkânsızlaştırır.
Kontrolün küresel iptali, arka plan modelinin yerel kontrol imgesinin evrensel karşıtıdır. Yerel modelde görünmez kesit etkin kabul edildiğinden süreç yönlendirilebilir varsayılıyordu. Küresel modelde hiçbir kesit etkin değildir; dolayısıyla hiçbir süreç yönlendirilebilir değildir. Böylece kader, arka plan ontolojisinin sunduğu müdahale ve telafi imgesinin evrensel ölçekte çöktüğü statüdür. Yerelde sürmekte oluş, küreselde tamamlanmışlığa dönüşür; sürmekte oluş ortadan kalktığında kontrol de ortadan kalkar.
Bu ontolojik sonuç, insan deneyimindeki kontrol yanılsamasının da sınırını gösterir. Arka plan ontolojisi, yerel düzeyde kontrol hissinin neden mümkün göründüğünü açıklar: süreç kapanmamış varsayılır. Kader ontolojisi ise bu varsayımın küresel düzeyde geçersiz olduğunu gösterir: süreç yoktur. Böylece kontrol, yalnızca yerel eş-zamanlılık yapısına bağlı bir fenomenolojik imge olarak kalır; evrensel ontolojik statü kazanamaz.
Kontrolün küresel iptali, eş-zamanlı sonuç bütünlüğünün zorunlu sonucudur. Eğer tüm kesitler aynı anda tamamlanmışsa, hiçbir kesit diğerini etkileyemez. Etki ilişkisi, etkin kesit varsayımını gerektirir; tamamlanmış kesitler arasında etki düşünülemez. Böylece kader ontolojisi, etki, müdahale, yönlendirme ve kontrol kavramlarını ontolojik olarak geçersiz kılar. Bu geçersizlik, sürecin değil, sürecin ontolojik koşullarının ortadan kalkmasından doğar.
Kaderde kontrolün iptali, evrensel sonuç bütünlüğünün ontolojik kapalılığıdır. Bu kapalılıkta hiçbir yön yoktur, hiçbir değişim yoktur, hiçbir müdahale yoktur. Böylece kader, arka plan ontolojisinin sunduğu kontrol imgesinin küresel karşıtı olarak ortaya çıkar: yerelde müdahale edilebilir görünen süreç, küreselde tamamlanmış bütün hâline gelir ve tüm kontrol imkânı ontolojik olarak iptal edilir.
10. Sonuç: Arka Plan Ontolojisi Olarak Kader Kuramı
10.1 Arka Planın Nedensellik Kurucu İşlevi
Arka plan ontolojisinin temel iddiası, nedenselliğin bağımsız bir ontolojik ilke olmadığı, tekil sonucun içsel kesit ayrımı üzerinden kurulan bir statü üretimi olduğudur. Bu çerçevede neden, sonuçtan önce gelen üretici bir ilke değil; sonucun görünmez kesiti olarak kurumsallaşmış bir konumdur. Böylece nedensellik, üretim ilişkisi değil kesit statüsü ayrımı olarak yeniden tanımlanır. Görünür kesit sonuç statüsü kazanırken, görünmez kesit neden statüsü kazanır; fakat bu iki statü zamansal olarak ardışık değil, ontolojik olarak eş-zamanlıdır. Arka plan, bu eş-zamanlı kesit ayrımını mümkün kılan görünmezlik mimarisi olarak nedenselliğin kurucu zemini hâline gelir.
Bu modelde nedenselliğin kurucu işlevi, sonucun görünmez kesitinin ontolojik olarak askıya alınmasıyla ortaya çıkar. Askıya alma, ortadan kaldırma değildir; fenomenal erişimin geri çekilmesidir. Görünmez kesit ortadan kalkmış değil, yalnızca görünmez kılınmıştır. Bu görünmezlik, kesitler arasında statü farkı üretir: erişilebilir kesit sonuç, erişilemez kesit neden olarak kavranır. Böylece nedensellik, iki kesit arasındaki zamansal yönelimden değil, erişim farkından doğar. Neden-sonuç ayrımı bu anlamda zamansal değil epistemik görünse de, arka plan ontolojisinde ontolojik statüye yükselir.
Arka planın nedensellik kurucu işlevi, eş-zamanlılık yapısı üzerinden anlaşılır. Lineer modelde neden geçmişte, sonuç şimdi konumlanır; bu nedenle neden-sonuç ilişkisi üretim sırasına dayanır. Arka plan modelinde ise neden ve sonuç aynı anda var olan iki kesittir. Bu eş-zamanlılık, nedenselliği üretimden statüye dönüştürür. Neden artık üretici değildir; görünmez kesit olarak belirleyici statüsü kazanır. Böylece nedensellik, ontolojik eş-zamanlılık içinde kurulan kesit ayrımı hâline gelir.
Bu kurucu işlev, sonucun ontolojik bütünlüğünün parçalanması anlamına gelmez. Aksine arka plan modeli, tekil sonucun bölünemez bütün olduğunu varsayar. Görünür ve görünmez kesitler, ayrı varlıklar değil, aynı sonucun iki yüzüdür. Nedensellik bu yüzden iki farklı ontolojik alan arasında değil, tekil ontolojik bütün içinde kurulur. Böylece arka plan, sonucun içsel mimarisini düzenleyen ontolojik mekanizma olarak nedenselliğin kurucu zemini hâline gelir.
Arka planın görünmez kesiti, nedensellik statüsünün taşıyıcısıdır. Çünkü görünmezlik, belirleyicilik atfını mümkün kılar. Görünmeyen kesit, görünür kesiti mümkün kılan fakat kendisi verilmemiş olan katman olarak düşünülür. Bu düşünce, nedenselliğin temel sezgisini üretir: görünen, görünmeyenin sonucudur. Arka plan ontolojisi bu sezgiyi tersine çevirir; görünmeyen, görünürün gizlenmiş kesitidir. Böylece nedensellik üretim ilişkisi olmaktan çıkar, görünmezlik statüsü hâline gelir.
Bu nedenle arka plan, nedenselliğin ontolojik kökeni değil, ontolojik kurucu aygıtıdır. Köken, üretim ilişkisini ima eder; oysa arka plan modelinde üretim yoktur. Yalnızca tekil sonucun eş-zamanlı kesit ayrımı vardır. Bu ayrım nedensellik statüsünü üretir. Böylece nedensellik, ontolojik olarak sonucun içsel görünmezlik mimarisine bağlanır. Arka plan, bu mimarinin adıdır.
Nedensellik statüsünün üretimi, arka planın fenomenolojik işlevleriyle de uyumludur. Görünmez kesit etkin varsayıldığında süreç sürmekte kabul edilir; bu da müdahale ve telafi imgesini üretir. Bu fenomenolojik yapı, nedenselliğin eş-zamanlı kesit ayrımı olarak kurulduğunu doğrular. Çünkü neden hâlen etkin kabul edildiğinde, sonuç hâlen düzenlenebilir görünür. Böylece arka plan, nedenselliğin yalnızca açıklayıcı değil, işlevsel temelini de oluşturur.
Arka planın kurucu işlevi, nedenselliği zamansal yönelimden kopararak ontolojik eş-zamanlılığa yerleştirir. Bu yerleştirme, nedenselliğin klasik lineer şemasını geçersiz kılar. Neden artık önce gelen değildir; görünmez olandır. Sonuç artık sonra gelen değildir; görünür olandır. Zamansal ardışıklık yerini kesit statüsü ayrımına bırakır. Böylece nedensellik, zaman içinde gerçekleşen üretim ilişkisi değil, ontolojik eş-zamanlılık içinde kurulan görünmezlik statüsü hâline gelir.
Bu kuramsal dönüşüm, kader ontolojisinin anlaşılmasını mümkün kılan zemini hazırlar. Çünkü kader, nedenselliğin lineer üretim modeli içinde kavranamaz; tamamlanmışlık statüsü gerektirir. Arka plan ontolojisi nedenselliği eş-zamanlı kesit statüsüne indirgediğinde, nedenselliğin küresel askıya alınması da kavranabilir hâle gelir. Böylece arka plan, yalnızca nedenselliğin kurucu modeli değil, nedenselliğin aşılmasının da ontolojik koşuludur.
Arka planın nedensellik kurucu işlevi, tekil sonucun görünmez kesiti üzerinden statü üretme mekanizmasıdır. Bu mekanizma, nedenselliği üretimden görünmezliğe, zamandan eş-zamanlılığa, ardışıklıktan bütünlüğe dönüştürür. Böylece nedensellik, sonucun içsel mimarisinde kurulan ontolojik eş-zamanlılık statüsü olarak anlaşılır. Arka plan, bu statünün kurucu ontolojik düzenidir.
10.2 Kaderin Arka Planın Evrensel Biçimi Olması
Arka plan ontolojisinin tekil düzeyde kurduğu eş-zamanlı kesit yapısı, kader kavramında evrensel ölçekte genelleşmiş hâline ulaşır. Tekil süreçte arka plan, sonucun görünmez kesiti olarak nedensellik statüsünü kurarken; kader ontolojisinde bu kesit ayrımı tüm varlık alanına yayılır ve tekil sonuç yapısı evrensel sonuç bütünlüğü hâline dönüşür. Böylece kader, arka plan modelinin parçalı değil küresel formu olarak belirir: tekil olayda görünmez kesit ne ise, evren düzeyinde kader odur.
Bu genelleşme, nedenselliğin yerel statü üretiminden küresel tamamlanmışlık statüsüne geçiş anlamına gelir. Arka plan modelinde tekil sonucun görünmez kesiti hâlen etkin varsayıldığı için süreç sürmekte kabul edilir; kader modelinde ise tüm kesitler eş-zamanlı tamamlanmış kabul edildiğinden süreç ortadan kalkar. Böylece arka planın yerel eş-zamanlılığı, kaderde mutlak eş-zamanlılığa dönüşür. Yerelde görünür-görünmez ayrımı sürerken, küreselde bu ayrım ortadan kalkar ve tüm kesitler aynı tamamlanmışlık düzeyine yerleşir.
Kaderin arka planın evrensel biçimi olması, ontolojik ölçekte kesit ayrımının genelleşmesi değil, kesit ayrımının evrensel bütünlük içinde çözülmesidir. Tekil düzeyde görünmez kesit neden statüsü taşıyordu; küresel düzeyde bu statü ortadan kalkar çünkü görünmezlik alanı kalmaz. Eğer tüm kesitler eş-zamanlı verilmişse, hiçbir kesit görünmez değildir. Böylece kader, arka planın görünmez kesit mantığının evrensel tamamlanmışlık içinde erimesidir.
Bu yapı, kaderin nedenlerin toplamı olmadığı fikrini mantıksal olarak zorunlu kılar. Eğer kader nedenlerin toplamı olsaydı, nedenler hâlen etkin kesitler olarak düşünülürdü. Oysa kader ontolojisinde etkin kesit yoktur; yalnızca tamamlanmış kesitler bütünü vardır. Bu nedenle kader, nedenlerin toplamı değil sonuçların mutlak eş-zamanlı bütünlüğüdür. Arka planın yerel görünmez kesiti burada tüm sonuçların eş-zamanlı verilmişliği olarak genelleşir.
Arka planın evrenselleşmesi, nedenselliğin küresel askıya alınmasını içerir. Tekil süreçte nedensellik görünmez kesit statüsüyle sürüyordu; küresel düzeyde bu statü ortadan kalktığında nedensellik de ortadan kalkar. Böylece kader, nedenselliğin üst nedeni değil, nedenselliğin küresel çözülmesidir. Arka plan modelinin sunduğu eş-zamanlı nedensellik, kader ontolojisinde eş-zamanlı sonuç bütünlüğüne dönüşür.
Bu dönüşüm, ontolojik ölçekte üretim ilişkisi fikrinin de ortadan kalkmasıdır. Nedensellik üretim içerir; kader içerme içerir. İçerme, kesitlerin birbirini üretmeden aynı bütün içinde bulunmasıdır. Kader ontolojisinde tüm kesitler birbirini üretmez; yalnızca birlikte vardır. Böylece kader, üretim ontolojisinin değil içerme ontolojisinin evrensel statüsüdür. Arka planın tekil kesit statüsü burada tüm varlık alanının içerilmiş bütünlüğüne dönüşür.
Kaderin arka planın evrensel biçimi olması, zamanın ontolojik statüsünün de dönüşmesini gerektirir. Arka plan modelinde eş-zamanlılık hâlen şimdi içinde sürmekte oluş anlamına geliyordu; kaderde eş-zamanlılık zamansız tamamlanmışlık anlamına gelir. Zamansızlık, tüm kesitlerin aynı ontolojik anda verilmiş olmasıdır. Böylece kader, arka planın zamansal eş-zamanlılığının zamansız eş-zamanlılığa genişlemesidir.
Bu ontolojik genişleme, tekil sonucun bütünlüğünün evrensel sonuç bütünlüğüne dönüşmesidir. Tekil süreçte sonuç bölünemez bir bütün kabul ediliyordu; kaderde evren bu bölünemez bütün statüsünü kazanır. Böylece kader, arka plan ontolojisinin tekil bütün modelinin evrensel bütün modeline genelleşmesidir. Yerel sonuç mimarisi, küresel varlık mimarisi hâline gelir.
Arka planın evrensel biçimi olarak kader, görünür-görünmez kesit ayrımının ontolojik anlamını da dönüştürür. Yerelde görünmez kesit neden statüsü taşıyordu; küreselde görünmez kesit yoktur çünkü her kesit verilidir. Bu nedenle kader ontolojisi, arka plan modelinin görünmezlik mantığının evrensel şeffaflığa dönüşmesidir. Şeffaflık burada erişilebilirlik değil, tamamlanmışlık anlamına gelir: hiçbir kesit gizli değildir çünkü hiçbir kesit etkin değildir.
Kader ontolojisi böylece arka planın evrenselleşmiş eş-zamanlılık statüsü olarak belirir. Yerelde eş-zamanlılık süren oluşu içeriyordu; küreselde eş-zamanlılık tamamlanmış oluşu içerir. Yerelde görünmez kesit müdahale imgesini üretiyordu; küreselde görünmez kesit ortadan kalktığında müdahale imgesi de ortadan kalkar. Böylece kader, arka planın yerel ontolojik yapısının evrensel düzeyde dönüşmüş hâlidir.
Arka planın evrensel biçimi olarak kader, tekil nedensellik modelinin küresel sonuç bütünlüğüne dönüşmesidir. Bu dönüşüm, ontolojik eş-zamanlılığın mutlaklaşmasıdır: hiçbir kesit önce ya da sonra değildir, tümü aynı tamamlanmışlık düzeyindedir. Böylece kader, arka plan ontolojisinin küresel eş-zamanlılık statüsü olarak anlaşılır; tekil görünmez kesit mantığı evrensel sonuç bütünlüğü içinde çözülür ve tüm varlık alanı eş-zamanlı tamamlanmışlık ontolojisine yerleşir.
10.3 Nihai Ontolojik Sonuç
Arka plan ontolojisinin tekil düzeyde kurduğu eş-zamanlı kesit yapısı ve kader ontolojisinin küresel düzeyde kurduğu tamamlanmışlık yapısı birlikte düşünüldüğünde, nedenselliğin ontolojik statüsüne dair nihai sonuç ortaya çıkar: kader neden değildir; nedensellik kaderde askıya alınmıştır; varlık alanı eş-zamanlı sonuç bütünlüğü statüsüne yerleşmiştir. Bu sonuç, nedenselliğin hem lineer hem eş-zamanlı modellerinin kader ontolojisinde çözüldüğünü gösterir. Çünkü neden kavramı, ister zamansal ardışıklık ister eş-zamanlı kesit ayrımı biçiminde düşünülmüş olsun, etkin kesit varsayımını içerir; kader ontolojisinde ise etkin kesit yoktur.
Neden kavramının ontolojik yapısı, üretim ya da belirleme ilişkisini içerir. Neden, sonucu meydana getiren ya da yönlendiren kesit olarak düşünülür. Bu nedenle neden statüsü, etkinlik varsayımına dayanır. Arka plan ontolojisinde bu etkinlik, görünmez kesitin eş-zamanlılığı üzerinden korunuyordu. Kader ontolojisinde ise tüm kesitler tamamlanmış statüye yerleştiğinden etkinlik ortadan kalkar. Etkinlik ortadan kalktığında neden statüsü de ortadan kalkar. Böylece kader ontolojisinde neden kavramı ontolojik olarak geçersizleşir.
Bu geçersizlik, nedenselliğin yalnızca lineer biçiminin değil, ontolojik temelinin de çöktüğünü ifade eder. Lineer modelde neden geçmişte, sonuç şimdi konumlanır; kader ontolojisi bu zamansal yönelimi iptal eder. Arka plan modelinde neden görünmez kesit olarak eş-zamanlıdır; kader ontolojisi bu kesit ayrımını da iptal eder. Böylece nedensellik, ne zamansal ne eş-zamanlı biçimde varlığını sürdürebilir. Kader, nedenselliğin tüm biçimlerinin ontolojik askıya alınmasıdır.
Kaderin neden olamayacağı zorunluluğu, içerme ve üretim ayrımı üzerinden mantıksal olarak belirlenir. Neden üretir; kader içerir. Üretim, bir kesitin diğerini meydana getirmesi anlamına gelir; içerme, tüm kesitlerin aynı bütün içinde bulunmasıdır. Kader ontolojisinde kesitler birbirini üretmez; yalnızca birlikte vardır. Bu nedenle kader üretici ilke olamaz. Kader, üretim ilişkisini dışlayan içerme bütünlüğüdür. Böylece kader, neden kavramının ontolojik kategorisine giremez.
Bu noktada nedenselliğin askıya alınması, ontolojik eş-zamanlı sonuç bütünlüğünün zorunlu sonucudur. Eğer tüm kesitler eş-zamanlı tamamlanmışsa, hiçbir kesit diğerinin nedeni olamaz. Nedensellik, kesitler arası asimetrik ilişki gerektirir; eş-zamanlı tamamlanmışlıkta asimetri yoktur. Tüm kesitler aynı ontolojik düzeydedir. Böylece kader ontolojisi, varlık alanını nedensel yapıdan çıkararak eş-düzlemli bütünlük statüsüne yerleştirir.
Eş-zamanlı sonuç bütünlüğü, kader ontolojisinin nihai tanımıdır. Bu bütünlükte hiçbir kesit önce ya da sonra değildir; hiçbir kesit etkin ya da edilgen değildir; hiçbir kesit üretici ya da üretilmiş değildir. Tüm kesitler aynı anda verilmiş, aynı anda tamamlanmış ve aynı anda sabitlenmiştir. Bu statü, nedenselliğin yerini alan ontolojik yapıdır. Böylece kader, nedenselliğin yerine geçen değil, nedenselliğin ortadan kalktığı ontolojik konfigürasyondur.
Bu konfigürasyonda zaman, süreç ve oluş kavramları da ontolojik anlamını yitirir. Zaman, ardışıklık gerektirir; süreç, devamlılık gerektirir; oluş, değişim gerektirir. Eş-zamanlı tamamlanmışlıkta bu üç koşul da yoktur. Ardışıklık yoktur çünkü tüm kesitler aynı anda verilidir. Devamlılık yoktur çünkü hiçbir kesit sürmemektedir. Değişim yoktur çünkü tüm kesitler sabitlenmiştir. Böylece kader ontolojisi, oluş ontolojisinin küresel sona erişidir.
Arka plan ontolojisi, tekil düzeyde nedenselliğin eş-zamanlı kesit statüsü olduğunu göstererek kader ontolojisinin kavramsal zeminini hazırlamıştı. Kader ontolojisi ise bu zemini küresel düzeyde tamamlayarak nedenselliğin tümden askıya alındığını ortaya koyar. Böylece arka plan ve kader, nedenselliğin yerel ve küresel çözülme aşamaları olarak anlaşılır. Yerelde neden görünmez kesit olarak sürer; küreselde görünmez kesit ortadan kalkar. Yerelde müdahale imgesi vardır; küreselde tamamlanmışlık vardır.
Bu nedenle nihai ontolojik sonuç, nedenselliğin kaderde yer bulamayacağıdır. Kader, nedenlerin toplamı değildir; neden-sonuç ayrımının ontolojik olarak çözüldüğü mutlak eş-zamanlılık statüsüdür. Nedensellik, kader ontolojisinde açıklayıcı ilke olmaktan çıkar; çünkü açıklama üretim ilişkisi gerektirir. Kaderde üretim yoktur; yalnızca içerme vardır. Böylece kader, nedensellikten bağımsız bir ontolojik kategori olarak belirir.
Eş-zamanlı sonuç bütünlüğü statüsü, kader ontolojisinin en yoğun formülasyonudur. Varlık alanı, birbirini üreten kesitlerin akışı değil, birlikte verilmiş kesitlerin bütünüdür. Bu bütünlükte hiçbir kesit diğerini belirlemez; tümü aynı tamamlanmışlık düzeyinde bulunur. Böylece kader, nedenselliğin ontolojik iptali ve eş-zamanlı sonuç bütünlüğünün mutlaklaşması olarak tanımlanır.
Arka plan ontolojisi tekil düzeyde nedenselliği görünmez kesit statüsüne indirgerken, kader ontolojisi bu statüyü küresel düzeyde ortadan kaldırır ve tüm kesitleri eş-zamanlı sonuç bütünlüğüne yerleştirir. Bu nedenle kader, neden değildir; nedenselliğin askıya alınmasıdır; varlığın eş-zamanlı tamamlanmışlık statüsüdür. Bu statü, ontolojik olarak en kapalı, en sabit ve en eş-düzlemli yapı olarak belirir. Böylece arka plan ontolojisinin yerel çözümlemesi, kader ontolojisinin küresel sonucunda tamamlanmış olur.